İki Tekerleğe Geçiş

image

Bu yaz hem benim için hemde Tuna için çok güzel geçti.Tuna hayatında ilk defa 3_5 çocukla akşama kadar bağ,bahçe,çayır,çimen,deniz,kum gezdi oynadı.O arkadaşlarıyla oynarken ben çok rahat ettim.Yalnız olmadığı için bana sarmıyordu.

Çocuklar birbirlerinden görerek birçok şey başardılar.Tuna zaten gazla çalışan bi çocuk.Yaşıtlarından biri bişey yapsa oda denemek istiyor.Yüzme ve dalmayı öğrenmesinde arkadaşlarının payı çok büyük.

Birgün yanıma geldi.(25.08.2014)”annecim ben artık iki tekerlekli bisiklet sürmek istiyorum “bana öğretebilirmisin dedi.Hiç ümidim yoktu ama”daha erken biraz daha büyümen lazım dedim.
“Hayır ben sürmek istiyorum,Doruk sürebiliyor,bende sürmek istiyorum “dedikten sonra bisikletin yan tekerleklerini çıkarmaya gitti.Bukadar kararlı olduğunu görünce deneyelim dedim.

Arkadan destekle yarım saat dolaştık.”Tuna senin daha 2_3 senen var be oğlum”diye içimden geçiriyordum.”Hadi bukadar yeter,sonra bidaha deneriz” dedikce
“Hayır sen beni tut,bırak deyince bırak annecim “dedi.ve sonra “Bıraaaak beni anneciiiiim”diye bağırdı.Bende bıraktım.Allaha emanet ederek,içimden bildiğim bütün duaları okuyarak.

Tamamdı bu iş Tuna sürüyordu artık.Aferin,bravo dedikce kendi başarısını gördükçe çok mutlu oluyordu.Sonra koştu yanıma”seni çok seviyorum annecim,sen çok güzel bi annesin,bana iki tekerlekli bisiklet sürmesini öğrettin”dedi. Sarıldı boynuma,öptü sıcacık.gururlandım,uçtum havalara.çok mutluyduk.

Anladımki herşeyin doğru bir zamanı vardı,ozamana çocuk karar veriyor,işte ozaman başarıyor.Israr etmenin,hadi yap,yapamıyor,eyvah diyip,hem kendimizi hemde çocuğu yormanın hicbir anlamı yok.

Tuna 2 tekerlekli bisikleti öğrendikten 3 gün sonra yanıma geldi ve dediki”ben nezaman ip üstünde yürüyeceğim anneciğim”
Sustum,bişey diyemedim;)

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Yokluğumda…

image

Geçen haftalarda oğlumu anneannesi,dedesi ve teyzesiyle birlikte yazlığa bırakmıştım.2 haftaya yakın ayrı kaldık.
Bıraktığımda birsürü planım vardı kafamda.Tuna ile yapmakta zorlandığım şeyleri yapacaktım.
Eteğimden kimse tutmadan mağaza mağaza dolaşıcaktım.Anne hadi gideliiiiimm laflarını duymadan Uzun uzun sahilde yürüyecektim.Merak ettiğim bütün sokakları tek tek keşfedecektim.

İlk iki gün çok güzel geçti.İstediğim saatte yattım,istediğim saatte kalktım.Film seyrettim saatlerce bölünmeden.
O hep gitmek istediğim mağazaya da  gittim.Sahile de indim yürüdüm.Sonra eve geldim.Odasına baktım,oyuncaklarına ,yatağına.
Resimlerine baktım,videolarıni seyrettim.İstediğim herşeyi onsuz yaptım.Ama onla yaptıklarım kadar zevk almadım.Kendimi günden güne yalnız hissettim.
Ve büyük bir heyecanla gece vakti apar topar gittik yanına.Gittiğimizde uyuyordu.Kokladık ,öptük,uyandı,güldü çok sevindi.
Sabaha kadar anlattı bişeyler heycanlı heycanlı,neçok anlatacak şeyi vardı.Her konunun bitiminde “Seni çok seviyorum annecim dedi”bişey daha anlatimi annecim dedikce”anlat annecim dedim.Dinledim zevkle,baktım hayran hayran,büyümüştü.

Ertesi gün denize gittik.Gözlerime inanamadım.Tuna yüzmeyi öğrenmişti.Deniz gözlüğünü takıyor suya dalıyordu.Daha 15 gün önce hadi oğlum bi atla suya dedigimde ciyak ciyak bağırıyor,ileri gitmeye cesaret edemiyordu.

Şimdi ise gitgide derine gidip dalabiliyordu.Okadar zevk aldımki onunla yüzmekten,yanında olmaktan.Gururlandım.

Sonra ben iskeleden atlıcam dedi.Çok kararlıydı.Atlayamadı ama deneme isteği bile taktire şayandı.

Keramet ayrılıktamıydı,arkadaşlarıyla sosyalleşmesindemi bilmiyorum ama iyiydi herşey güzeldi ,zevkliydi….

Gerçekten Recep İvedik Varmış

image

Bugün böylebir manzaraya karşı kahvaltı yaptım.Kahvaltımızın sonlarına doğru yan masaya hemencik yanımıza 4 kisilik bir aile oturdu.
Klasik aile resmi.Anne,baba,bir kiz bir erkek çocuk.Baba hariç diğerleri makul insanlardı.Baba bildiğin modern görünümlü Recep İvedik.Evlere şenlik.Neden mi ?Önce bir kahvaltı istediler.
Kahvaltıları ve çayları geldi.Adam çaydan bir yudum aldı.Garsonu çağırdı yüksek sesle ve recep ivedik şivesiyle “Oğlum bakbi gel,bu çay bayat yenisini getir bakiim ,senin gibi yakışıklı olsun”dedi.Güldü adam pis pis eşi ve çocukları tepki vermedi.

Garson çayı getirdi gitti.Recep ivedik garsonu tekrar çağırdı”bu ekmekler soğuk git bunları ısıt getir dumanı üstünde olsun,kızart mızart naparsan yap hadi koçum”dedi yine güldü.Garson
sinirleniyordu ama cevabı belliydi “hemen efendim”
Ekmeklerden sonra börek istedi adam.Geldi.Böyle bikac kez masaya gereksiz git gellerle garsonlari yordu.Bundan zevk aldığı belliydi.Komik buluyor kendi çapında gülüyordu.
10 dk sonra garsonu tekrar çağırdı “Oğlum yan masaya niye bakmıyosun,iki saattir bardak istiyolar dedi.”

Adamın gereksiz hizmetlerini yapmaktan garson diğer masaları bekletmişti.
Bu böyle sürüp gitti.Biz artık dayanamadık kalktık.Zaten asgari ücretle çalışmak zorunda olan bu emektar insanları bukadar gereksiz yormak,hizmetten öteye eziyet etmek ,belliki bazı insanlara kendini önemli hissettiriyor.

Recep İvediği  hem davranışlarından hemde espririlerinden dolayı abartılı bulmuşumdur.
Ama doğruymuş böyle insanlar varmış.Gördük.

Konserve Menemen Nasıl Yapılır?

 

1407317185272

Oğlumu çanakke’ye bırakıp İstanbul’a dönerken yol üstünde satılan çanakkale domateslerinden 10 kg almıştım.Çok lezzetli ve etli ince kabuklu olduğu için konserve menemen yapmaya karar verdim.

Ben domateslerin kabuklarını hem daha yararlı olduğundan hemde daha pratik olmasından dolayı soymadım.Bikaç parçaya bölüp doğrayıca koydum püre yaptım.Bu şekilde 5 kg domates kullandım.

Daha sonra tencereye koyup yarım saat kaynattım.Üstünde oluşan köpükleri aldıktan sonra.Başka bir tencerede 1.5 kg kadar yeşil köy biberini zeytin yağında soteledim.Kaynayan domateslerle karıştırıp bir yemek kaşığı iri tuz ekleyip 2 dk daha ateşte beklettim.

Sıcakken kavanozlara koyup ağızlarını sıkıca kapatıp,kapaklar altta kalacak şekilde ters çevirdim.Bu şekilde kavanozlar şoklanmış oluyor.Uzun süre domatesler tazeliğini koruyor.

Ertesi gün kapaklar içeri doğru basıksa sağlam,hafif kabarmışsa olmamış demektir.

Konserve yaparken ben her yıl yeni kapaklar alırım,şoklama öncesi kapakları ve kavanozları sıcak suda bekletirim.

Bu şekilde hazırlanan menemen tam bir kurtarıcı oluyor.İşten geldiniz yorgunsunuz veya misafiriniz geldi veya pazar kahvaltılarına alternatif arıyosanız hemen bir kavanoz açıp üstüne yumurta kırıp,baharatlandırıp afiyetle yiyorsunuz.

Kışın ortasında yaz domatesiyle lezzetli menemen yemek için deneyin pişman olnayacaksınız.

 

 

menemen

 

 

 

 

Kendini İyileştiren Kadının Hikayesi

ben

Bir süredir iyi hissetmiyordu kendini.Sabahları yorgun uyanıyor,yada uyanmak istemiyordu.Ama uyanması gerekiyordu güne gülümseyerek başlamalıydı.Nede olsa yalnız değildi.Saçları da günden güne dökülüyor üstelik deli gibi kaşınıyordu.Diz kapakları , dirsekleri ,kafa derisi kabuk kabuk dökülüyordu.Çoğu zaman kazıtmayı düşündü saçlarını ,delilik sayılmazdı yapmıştı çünkü daha önce alışkındı bu duruma.

Gitmediği doktor kalmamıştı,reçeteler hep aynıydı hiçbiri uzun süreli fayda etmiyordu.Stres demişti doktor kafana birşey takma,herşeyi çok düşünme.Çocuktan sonra herşey çok değişmişti hayatında.Zor bir bebekti onunkisi.Uyumuyor,Uyutmuyor,Yemek yemiyordu.Uzun süren iş hayatını bırakmış eve kapanmıştı.Akşama kadar çocukla ev işiyle uğraşıp , biran önce eşinin gelmesini beklerdi.Hem biraz dinlenmek,iki muhabbet etmek ,yada taktir edilmek.Eş gelirdi eve ama yorgundu .Nede olsa akşama kadar kaç kişiyle uğraşmıştı,kaç kişiyle konuşmuştu tek kelime etmeye takati kalmazdı uyurdu.Haklıydı.

Kadının konuşamadığı kelimeler günden güne birikmişti içinde.Kendini iyi ifade edemezdi.İnsanları çok önemserdi,takılırdı söylediklerine yaptıklarına üzülürdü.Duygusaldı çok.Boşvermeyi bilmiyordu,hiçbirşeyi oluruna bırakamıyordu.Su akardı ona göre ama sorunun sebebini sormadan ,çözmeden yolunu bulmazdı.cevaplardan ikna olmazdı.Sevmezdi samimiyetsizliği.

Kimseye kötülük yapmamış art niyet düşünmemişti.Samimi davranışlarına rağmen iyi gitmeyen ilişkilerden uzak duramıyor sürekli kendini sorguluyor,hatayı kendinde arıyordu.Böyle öğretilmişti çünkü.Insanları önemsedikce,konuşmaya çalıştıkca aynı cevapları alıyor,aynı davranışlara gebe kalıyordu.Küsmeyi ,kin tutmayı,nefret etmeyi bilmezdi.Farkındaydi nekadar açıklama yapsa karşısındakinin düşüncesini değiştiremicekti.Herkes anlamak istediği gibi anlayacaktı.Gereksiz bir önemseyişle devleştirmişti herkesi gözünde..

Sonra gittimeye karar verdi.Yeşile,maviye,sessizliğe.Kimseyi arayıp sormadı,çoğu kez kapattı telefonunu,sabah erkenden kalkıp yürüyor ve sadece okuyordu.Kafasında sadece şarkı sözleri dönüyordu.

Yavaş yavaş umursamamayı öğrenmişti.Birileri ona kızmıştı,küsmüştü ama hiç nedenini hiç merak etmiyordu.Sessizliğe bürünmüştü.Artık gelen,giden,söylenen,söylenmeyen hiçbirşeyin çok önemi yoktu.Kendini önemsemeye başladı günden güne.Çünkü zaman akıyordu.Tekrarı yoktu.

Çocuğunuda rahat bırakmıştı.Yemezse yemez uyumazsa uyumazdı,Nede olsa acıkınca yicekti.Misafir için günler önceden hazırlıklara başlamıcak strese girmicekti.Kimse aramış aramamış,sevmiş sevmemiş çamaşırlar yıkanmamış,camlar silinmemiş,çocuk hiç balık sevmemiş,brokoli yememiş hiç dert değildi.Sorgulamıyordu hicbirseyi,tepkisiz kalıyordu.

İyi hissediyordu kendini günden güne,dökülen saçlarının yerine yenileri çıkmış,kaşıntıları gitmiş,çocuğun iştahı açılmıştı.

Daha çok kelime biriktirmiyordu içinde,konuşmak yerine

yazıyordu artık kadın…

Nil Kurabiyesi

İzmir’de ailemizden uzak geçirdiğimiz bir yıl boyunca samimi dostluklarıyla bizi hiç yalnız bırakmayan sevgili arkadaşlarımız senem ve gökhan’a misafir olduk.Onların ve sevdiğimiz bikaç arkadaşımızında istanbul’a yerleşmesinden, sevdiğim insanlarla aynı havayı teneffüs etmekten oldukça mutluyum.

1407100123965

Yukardaki kurabiyenin adı Nil.Gökhan ile senem’in muhteşem eseri.Sevmelere doyamadığımız , ele avuca sığmayan bir melek.Nil kurabiyesi yetmezmiş gibi annesi birde un kurabiyesi yapmış bize.Ne yalan söyliim bu annenin yaptığı herşey çok tatlı 🙂

senem’in nefis un kurabiyesi nefis ve oldukça pratik.Tarifi şöyle

1 paket oda sıcaklığında margarin

1 yumurta

1 bardaktan biraz az pudra şekeri

1 paket vanilya

yarım paket kabartma tozu

aldığı kadar un.

önce şekerle yumurtayı çırpın.margarini ekleyip yoğurmaya başlıyoruz.Diğer malzemeleride ekledikten kulak memesi kıvamında bir hamur elde ediyoruz.Ceviz büyüklüğünde parçalar alıp şekil veriyoruz.180 derece fırında 30-35 dakika pişiriyoruz

.

Fırından çıkınca üzerine pudra şekeri serpiyoruz.

İsterseniz bu kurabiye hamuruna tarçın, ceviz, fındık ta koyabilirsiniz.

Afiyet olsun.

Ev Yapımı Erişte

erişte yapımı

Ne zamandır eriştenin nasıl yapıldığını merak ediyordum.Annemde çok yapar erişte ama hamuruna sadece su ve un koyar.

Benim istediğim süt ve yumurta ile yapılan erişteydi.Çanakkale olduğum dönemde bu işleri iyi bilen bi teyzeden rica ettim nasıl yaptıklarını anlatması için.Sağolsun kırmadı bizi evimize gelip hamurunu yoğurdu.

Bende merakla izledim.Deneme amaçlı olduğu icin 1kg una göre yaptık hamuru.Tarifine gelince

1kg un.(arzuya göre tam buğday unuda olabilir)

4 yumurta

Süt. (süt miktarı Hamurun aldığı kadar)

1 yemek kaşığı tuz

Unun ortasına yumurtaları kırıp karıştırıyoruz.Ilık sütü yavaş yavaş ilave edip tuzunuda koyarak sert bir hamur olana kadar yoğuruyoruz.

Hamuru 5 e bölüp açmaya başlıyoruz.çok ince bir hamur olmayacak.Temiz bir beze açtığımız yufkaları serip 3_4 saat hafif kurutuyoruz.Hamurun her iki tarafıda cevrilerek kuruması lazım.Kimisi bu kurutma işlemini sacda hafif kızartarak yapıyor.Kimisi bezde kurutuyor.

Sonra yufkaları tek tek alıp uzunlamasına şeritler halinde kesiyoruz.Kesme işlemi oldukca zevkli☺Tekrar bezin üstüne serip 10-15 gün kurutuyoruz.Bu şekilde uzun süre saklanabiliyor.Hamuru daha fazla yapıp kış için saklayabilirsiniz.

Erişteyi pişirirken bol suda süzerek değil,daha az suda çekene kadar pişirin.Bu şekilde içine konan yumurta ve süt boşa gitmemiş olup daha lezzetli ve besleyici olacaktır.

Daha sonra terayağ ile soslayıp dilerseniz cevizle süsleyebilirsiniz.İsterseniz yoğurtlu yapıp üstune terayağ sos yapın.Yada çorbalara koyun.Hertürlü nefis oluyor.

Afiyet olsun😉

 

 

 

 

Kahramanları Belli Bir AŞK Hikayesi

kız

Aşık değildi ama çocuğun ilgisi hoşuna gidiyordu genç kızın.Hayelindeki adama hiç benzemiyordu karşısındaki genç ama iyi biriydi komikti.Kız gülmeyi çok seviyordu o ise güldürmeyi.

Kız yirmili yaşların daha başındaydı.O ise ondokuzunda bir delikanlı.Cok çalışkan, zeki ve oldukca kibardı.Ama kızın hayelindeki gibi buğday teni , yeşil gözleri yoktu.

Çok iyi vakit geçiren iki arkadaştılar taki çocuk kıza ondan hoşlandığını açıklayana kadar.Olmaz dedi kız.Seninle olmaz.Sana karşı aynı hislerde değilim.Yani seni görünce kalbim yerinden çıkmıyor,akşamları seni düşünmüyorum.Ben aşık olduğum ,sevdiğim,heyecanlandığım biriyle olmalıyım.Şans ver dedi çocuk bir şans ver deneyelim.

Arabayla gezmeyi severlerdi.Nereye olduğu önemli değildi.Kız yan koltukta oturup sürekli arabadaki aynayı indirip makyajına bakardı.Severdi kız kendini. beğenirdi iri gözlerini ,uzun kirpiklerini.

Aynayı her indirdiğinde mis kokulu güller dökülürdü dizlerine.Şaşırırdı,gülümserdi herseferinde.

Birgün çocuğun cekmecesinde kırık bir toka gördü.Bir kaç ay önce çöpe attığı kırık tokanın kendine ait olduğunu hatırladı.

“Hayırdır bu tokanın sende ne işi var”dedi kız

_”Senin tokan aldım çöpten sakladım işte seni özlediğimde ona bakıyorum” dedi çocuk.

İtiraf etmesede hoşuna gidiyordu kendine yapılan jestler.Hem Kim bir saat boyunca sevdiği kızı telefonda güldürmeye çalışırdiki,kabarık gelen faturalara rağmen.

Kız hep bu ilişkinin kısa süreceğini düşünüyordu nasılsa bitecek deli gibi aşık olacaktı bir başkasına.

Sonra birgün çocuk kızın elini tuttu.Öyle bir tuttuki kızın kalbi yerinden çıkacakmış gibi oldu.

Kız 15 yıldır aynı eli tutacağından ve her seferinde aynı heyecanı yaşayacağından habersizdi…

 

 

 

 

 

Aşk

 

Sabahları benden önce uyanır ,sessizce hersabah alması gereken ilacını bir yudum suyla içmişti.Daha önceleri olmadık sesler çıkarak beni uyandırma çabaları yerini sessizliğe bırakmıştı.

Uyumuyordum aslında ama yataktan kalkmakta istemiyordum.Herzamanki rutin günü yaşamak zevk vermiyordu artık.

Beni bugün öpmedi diye iç geçirdiğim sırada sıcak öpüşünü,terlemiş boynunun kokusunu hissettim ama yinede açmadım gözlerimi.Gitti daha sonra merdivenleri yavaş yavaş inerek.

Yastığını kokladım içime çeke çeke varlığına şükrederek.Bugün ayrılık günüydü nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum.Ya üzülürse hele birde ağlarsa dayanamazdım,gidemezdim.

Ama gitmeliydim yorulmuştum kafam çok karışıktı ,biraz yalnız kalmaya ihtiyacım vardı.biliyordum ki bensizde güzel vakit geçiriyor çok eğleniyordu.

Valizimi hazırladım,son anda benimle gelmek ister belki diye düşünerek onun kıyafetlerinide katladım.Beraber kahvaltı yaptık.Birkac zaman sonra benim icin topladığı deniz kabuklarını getirdi.

Yatağımın başına koyup gittiği kır çiceklerinide çok sevmiştim ben her fırsatta mor sevdiğimi bildiği için mor çicek arayışlarını ve şimdiki deniz kabuklarını.

Seviyordu beni çok önemsiyordu bunu hissediyordum hic birsey yapmasa dahi kulağıma fısıldadığı sevgi sözcükleri kalbimi yakmaya içimi eritmeye yetiyordu.Böyle bir aşkı yaşadığım için çok şanslıydım.

Veda anı geldiğinde ben gidiyorum istersen sende gel dedim.Şimdi istanbul çok sıcaktır ben burda kalıcam dedi sarıldı sıkı sıkı.Ama sen geliceksin dimi gel dersem?Gelirim dedim.Nezaman beni özlersen gelirim.

Sarıldım sarıldım kokladım boynunu öptüm.Ama dik durdum üzüldüğümü belli etmedim.Deniz kabuklarını almadan gitme anneciğim dedi avcuma koydu minik elleriyle.

Arabaya bindiğimde başka yere doğru koşarak gitti.Bisikletimi almaya gidiyorum dedi.Araba hareket ettiğinde bisikletini sürerek arkamızdan geldi bi süre gülerek el salladı.

Mutluydu çok.

Ağladım…