Elma Sirkesi Nasıl Yapılır?

image

Elma sirkesinin faydalarını okuyup, gördükce ve bahçemizden kopmuş doğal elmalar günlerdir dolabımda bekleyince kendi elma sirkemi kendim yapmaya karar verdim.

Yapımı oldukca kolay,tarif. Prof.dr.İbrahim Saraçoğlu’na ait.

-7-8 adet elma
-2 yemek kaşığı bal
-1 tatlı kaşığı kaya tuzu
-su
-Büyük cam kavanoz

Ben 2 litrelik cam kavanoz kullandım.Elmalar kabukları soyulmadan 4 ‘e bölünür.Çekirdek kısımları çıkartılıp kavanoza yerleştirilir.2 yemek kaşığı bal ve tuz koyduktan sonra üstünü gececek kadar su ilave edilir.Kavanozun üstü hava alması sebebiyle bir bez veya tülbentle bağlanır.Hepsi bukadar.

Bir haftanın sonunda kavanoz ağzı açılmadan çalkalanır.Bu şekilde en az 40 gün Işık görmeyen biyerde beklenir.Ama her hafta çalkalamayı unutmayın.Kavanozun etrafında sinekler uçuştuğu zaman sirke olmuş demekmiş.Sonra sirkeyi elmalardan süzüp istediğimiz zaman tüketebilirmişiz.

Gelelim Elma sirkesinin faydalarına

Elma sirkesi, doğal bir yaşam iksiridir!
Bileşim: Kalsiyum, fluor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, a vitamini, beta-carotin, b1, b2, ve b6 vitaminleri, c vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri. Yaşlılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz..
İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz. İçerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o. Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebileceğimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır. Burada size, bedeninizi genel anlamda güçlendirmek, çeşitli hastalık belirtilerini hafifletmek ve gerekli cilt bakımını yapmak için elma sirkesini ,

Kullanım biçimleri:
Doğal elma sirkesinin en etkili kullanım biçimi, çiçek balı ile
karıştırılarak oluşturulur:
*1 bardak su
*1 tatlı kaşığı dolusu elma sirkesi
*1 tatlı kaşığı dolusu çiçek balı, hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir. Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi
güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir. Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar
sağlayacaktır. Sabahları aç karnına içtiğiniz bir bardak elma sirkesi-bal kokteylinin içindeki müthiş zenginliği öğrenmiş bulunuyorsunuz artık. Bu zenginliğin sağlığımıza yaptığı katkılara da şöyle kısaca bir göz atmamız herhalde yararlı olacaktır:

– Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır. Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, kalp kasları dâhil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir. Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir
ve her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.

– Sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler, bağışıklık sistemleri sirke-bal kokteyli sayesinde güçleneceği için, bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır. Ama bu tedaviyi aşağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.

– Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke-bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.

– Ayrıca, 4 gün boyunca akşam saatlerinde 1 ekinezya alın. Üç gün ara verdikten sonra yine 4 gün devam edin ve bu tedaviyi 4 hafta boyunca sürdürün. Bu tedavi, bağışıklık sisteminin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacaktır. Bu tedaviyi ayrıca doğal c vitamini ile de
destekleyin.

– Sirke-bal kokteyli nezleye karşı da bedeni güçlendirecektir. Nezleye karşı ayrıca, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon(sıvı ilaçların gaz haline getirilerek solunum yoluyla alınması) tedavisi uygulanır.

– Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.

– Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.

– Yüksek kolesterole karşı, günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir. Salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılır.

– Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi-bal kokteyli içerek, sağlıklı bir bağırsak florasının(1) temelini atın. Bu kokteyle rezene veya frenk kimyonu çayı da ekleyebilirsiniz.

– Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek için. Ayrıca, 4 litre ılık suya 1 su bardağı dolusu elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek ayak banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

– Yaraların çabuk iyileşmesi için, günde 3 bardak elma sirkesi-bal kokteyli için.

– Ergenlik sivilcelerine karşı, her yemekten yarım saat önce, içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su için. Yüzünüze buğu banyoları uygulayın: 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve 2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin, 1-2 kere
karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5-10 dakika gözlerinizi
yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın!

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Bize Hergün Pazartesi Sendromu

image

Bu yazımı işe gitmek zorunda olup pazartesi sendromu yaşayanlar için yazıyorum.Gönül isterdiki tertemiz bi evde çayımı yudumlayıp koltuğuma kurulup içimden geçenleri yazayım ama olmuyor canım.Evin hali içler acısı.

Az önce çocuğu okula bıraktım.Okula gidene kadar olan kısmı çocuğu olanlar bilir.Bin kere hadi,hadi,hadi diyorum.Benim 5 yıldır en çok kulladığım ve nefret ettiğim kelime olur kendileri.
Cümle içinde kullanmak gerekirse hadi oğlum uyan,hadi çişini yap,hadi kahvaltını yap,hadi yumurtanı ye,oğlum hadi
ciğnesene,hadi artık yut şunu,hadi biraz acele et okula geç kalıyoruz,hadi üstümüzü değiştirelim,hadi annecim o kıyafetler yazlık giyme onlari vs…

Neyse çocugu okula bıraktım geldim.Acaba  kahvaltımı etsem,yada iki dakka mutfağımı toplasam.Ya şimdi masa,kaldır bisuru bulaşık daha çıkacak en iyisi bi parça kek atayım ağzıma.Makinayı boşalt,doldur.Salonu topla,çamaşırlar kurudu ütüle artık,yok şimdi ütüyle uğraşamam çocuğun odasını toplayayım,ahhh bisey battı ayağıma her taraf lego, mayın tarlası mübarek.Off daha yemek yapıcam,ne pisirsem acaba?

Lavoboyuda silmem lazım her taraf sulu boya lekesi.Saatte 3 olmuş ne cabuk gecti zaman.Başım ağrımaya başladı.Birazdan cocugu almaya gitcem,hicte halim yok yoruldum.

Cocuk okuldan gelince ne etkinlik yapsak acaba?Daha dün makarnadan kolye yaptık.Hertaraf makarna.Bugun bişey yapmasak olurmu acaba?olmaaazz.Babada geç gelicek bugün,Sıkılır cocuk.Hayır hayır tablet veremem,biliyorum verince bana sarmıcak ama olmaz.Bu kadar yıl direnmişim.Bulurum ben bişeyler.

İşte böyle geçiyor günler.Eğer bütün evin sorumluluğu sende ve cocukla tek başınaysan hergunun sendrom.Biz cocukken ne guzel temiz eve hazır yemeğe giderdik.Anne  olunca böyle olmalıydı.Ben yine öyle olsun istiyorum.Arada sırada kendi evimde hersey hazır olsun istiyorum.O nedenle evrene isteklerimi gönderiyorum.Haftada 3 gün yardimci bayan istiyorum,yukseklik korkusu olmayan mümkünse.1.kattayim ama genelde korkanlar geliyor bana..Haftada birgun de olur:mrgreen:

Banada zaman kalsın istiyorum.Ayaklarımı uzatıp  yudumlayayım.

Çat kapı misafire hazır olayım.:)

Yoksa işe gircem wallahi hergun bu sendromu yaşamaktansa sadece pazartesi yaşarim olur biter;)

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Şekersiz Pekmezli Kek

image

Artık kek yaparken toz şeker kullanmamaya karar verdim.Şeker yerine pekmezle yaptığım bu kek hem besleyici,hem sağlıklı hemde çok lezzetli oldu.

Tarifimiz şöyle;

3 adet yumurta
1,5 su bardağı pekmez
1 sb süt
1 sb sıvı yağ
3 sb un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tarçın
2 adet rende havuç
1 su bardağı ceviz veya fındık

Yumurta ve pekmezi köpürene kadar çırpıyoruz.Süt ve yağıda ekleyip çırpmaya devam ediyoruz.Ayrı bi yerde un,ve diğer toz malzemeleri elekten geçiririp ,sıvı malzemelere ilave ediyoruz.Ceviz ve havucuda eklefikten sonra yağlanmış ve hafif unlanmış kek kalıbımıza koyup 175 derecede 30 veya 40 dakika pişiriyoruz.

Afiyet olsun☺

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Çocuklarda Saldırganlık

image

Oğlumun sınıfında sürekli arkadaşlarına şiddet uygulayan bir çocuk var.Çocuk bu oyun sırasında iter ,kakar normaldir kendi aralarında çözerler gibi düşünsemde görüyorumki şiddet seviyesi gittikçe artıyor.

Tabakla gözüne vurma,yumruk atma,tokat atma,itip düşürme gibi davranışlara maruz kalınca oğlum,konuyu öğretmenine açtım.Diğer velilerinde sürekli şikayetinden sıkılan,çocukla ve ailesiyle sürekli konuştuğunu hiçbirşeyin değişmediğini söyleyen öğretmeni napiim siz söyleyin? Beni suçlar gibi konuşuyorsunuz?1 çocuk değil 16 çocukla uğraşıyorum,çocuğunuza zarar veriyorsa sınıfını değiştirin dedi.

Öğretmenin çözümü bu yöndeydi.Sinir oldum.Ben çocuğuma kimseye zarar verme,şiddet iyi birşey değil diye anlatıp,sevgi ve şefkatle büyütsemde dışarıda şiddet görüyor.Dışarda malesef orman kanunları var ve ben çocuğuma sadece sana zarar veren arkadaşlarından uzak dur diyebiliyorum.
Bende internette biraz araştırdım ,okudum,bulduğum bu  bilgileri paylaşmak istedim.

Saldırgan çocuk, ailesi, çevresi, yaşıtları ve arkadaşları ile uyumlu ilişki kuramayan çocuktur. Evde ve okulda sürekli problem çıkartır. Kavgacıdır, geçimsizdir, kuralları çiğner. Etrafındaki, çevresindeki insanlara sürekli fiziksel zararlar verir. Bazı çocuklar da etrafa fiziksel zarar vermez ancak vurdulu kırdılı oyunlardan hoşlanır; oyunları düşmancadır, oyun arkadaşlarına zarar verebilir ve bu çeşit davranışı sürekli tekrarlarlar. Bu da bir çeşit saldırganlıktır.

Saldırganlık aslında bireyin yaşaması için gerekli temel içgüdülerden birisidir. Bebeklikte saldırganlığa eğilimli çocuklar istekleri yerine getirilmediğinde ya da engellendiğinde sürekli ağlar, bağırır, dişlerini kenetler, tepinir, terler, soluğunu tutar hatta morarır, bezende altını ıslatır. Biraz büyüdüğünde istekleri engellendiğinde elindekini yere atar, vurur, kırar, ısırır, yere yatıp uğunarak ağlamaya başlar, bazen de kendi saçını başını yolar, başını duvarlara ve yerlere vurur, kendine zarar vermeye başlar. Bunların hepsi saldırganlığın yaşla birlikte çocuktan çocuğa değişen dışa vurum şekilleridir.
Aile içi eğitim, okul eğitimi, iş yaşantısı, toplumsal yaşam normalde her bireyde var olan bu saldırganlığın törpülenmesine, yumuşatılmasına, olumluya çevrilmesine yardımcı olur.

image

SALDIRGANLIĞA YOL AÇAN NEDENLER.

• Evde, okulda, çevresinde saldırgan davranışları olan insanların olması,
• Çocuğun aile içi şiddete tanıklık etmesi ya da bizzat şiddet görmesi,
• İlgi ve sevgi eksikliği,
• Çocuğun öz güvenden yoksun olması,
• Doyumsuzluk ve hoş görüden yoksun olma,
• Çocuğun dürtülerini dizginleyememesi
• Çocuğun doğuştan ya da sonradan organik bir rahatsızlığının olması,
• Zihinsel bir hastalığın olması,
• Anne –Baba ayrılığı,
• Çocuğun anne ve baba ile yeterli ve dengeli bir iletişim kuramaması,
• Çocuğun sürekli baskı ve kısıtlamalarla karşılaşması, Evde aşırı baskı gören çocuk; biriken öfkesini dışarıda açığa vurur.
• Çocuğa sınır konulmaması ya da konulan sınırların çocuğa yeterince anlatılmaması,
• Evde ya da okulda bir birleri ile uyumlu olmayan değişik mesajların verilmesi. (örneğin annenin evet dediğine babanın hayır demesi ya da okul ile aile arasındaki mesaj farklılıkları)
• Çocuğun daha önce sergilediği saldırgan davranışların aile bireyleri tarafından ödüllendirilmiş olması,
• Televizyon, bilgisayar, internet, CD gibi çağdaş iletişim araçları da eğer kontrolsüz kullanılırsa saldırganlığı artırabilir.

image

SALDIRGAN BİR ÇOCUKTA NE YAPILABİLİR?

• Öncelikle anne ve babalar davranışları ile çocuklarına örnek olmalıdırlar. Çocukların bulunduğu ortamlarda kavga etmemeli, sert tartışmalardan kaçınmalı ve asla bir birlerine fiziksel şiddet göstermemelidirler.
• Çocuk saldırgan bir davranış gösterdiğinde anne- babalar öncelikle sakin olmalı. Çocuğu dinlemeli, ondan yaptıklarını sakince anlatması istenmelidir.
• Yaptığı bu davranışın normal olmadığı, bunun etrafına ve arkadaşlarına zararı dokunabileceği, kendisine aynı şekilde davranılırsa kendisinin de bunu onaylamayacağı ona sakin bir şekilde anlatılmalıdır.
• Saldırgan davranışları nedeni ile çocuğa kesinlikle dayak atılmamalı, fiziksel cezalar verilmemelidir. Böyle davranışlar çocukta düşmanlık hissini geliştirerek ileride saldırganlığın patlama şekline ortaya çıkmasına neden olabilir.
• Anne ve babalar; her fırsatta saldırgan davranışların topluma zararlarını, olumlu davranışların ise topluma yararlarını örnekleri ile birlikte çocuğuna anlatmalıdır.
• Anne ve babalar saldırgan davranışlar karşısında vurdumduymazlık yapmamalı tolerans göstermemeli, asla taviz vermemelidirler.
• İki çocuk arasında oyun esnasında oluşabilecek anlaşmazlıkta taraf tutulmamalı, müdahale edilmemeli, en iyisi sorunlarını kendilerinin çözmeleri için onlara fırsat verilmeli. Çocuklar daha katılımca ve daha paylaşımcı oyunlara yönlendirilmelidir.
• Saldırgan davranışların altında yatan nedenler araştırılmalı. Suçlayıcı, yargılayıcı, aşağılayıcı, mükemmeliyetçi tutumlardan kaçınılmalıdır.
• Televizyon, CD, internet ve bilgisayar gibi kitle iletişim araçlarının çocukları saldırganlık yönünden olumsuz etkilemesine izin verilmemeli. Şiddet içerikli oyunlar ve görüntüler izletilmemelidir.
• Anne ve babalar çocuklarına yeterli ilgi, sevgi ve anlayış ve hoşgörüyü göstermelidirler.
• Saldırgan çocuklar, spora yönlendirilmeli, özelikle toplu etkinlilere katılması için özendirilmeli. Çocuk okula gidiyorsa okulun voleybol, basketbol, futbol takımlarında yer alması sağlanmalı ya da kültürel etkinliklere; halk oyunlarına, dansa, drama ya yönlendirilmelidir. İzcilik, gezi, fotoğrafçılık, satranç ta yönlendirilecek ilgi alanları arasında olabilir.
• Çocukta aşırı saldırgan davranışlar gözlendiğinde önüne yumruklayacağı bir kum torbası, makasla kesme işlemi yapabileceği kâğıt ya da bezler koyulmalıdır.Bir tahtaya çivi çakması için eline bir çekiç vermek bazen onun enerjisinin boşalmasına için yardımcı olabilir.
• Çocuğun yaşına uygun görev ve sorumluluk vermekte enerjisini olumlu yönde kullanmasında etkili olabilir.
• Saldırgan davranışı nedeni ile bir eşyaya zarar verdi ise; bu zararı harçlıklarından biriktirerek karşılaması istenmelidir.
• Çocuğun öfkesini saldırgan davranışlarda bulunmadan boşaltması özendirilmeli. Örneğin; dışarı çıkıp koşabilir, müzik dinleyebilir, dans edebilir odasında eşyalara zarar vermeden bağırıp çağırabilir. Bunu yaptığında çocuk ödüllendirilmelidir.
• Çocuk saldırgan davranışların normal karşılandığı ya da özendirildiği ortamlardan uzak tutulmalı, saldırgan davranışları olan arkadaşları varsa mümkün olduğunca bir araya gelmeleri engellenmelidir.
• Aile içi sert disiplin uygulamaları ve katı kurallardan kaçınılmalı ancak bu çocuğun her istediğini yapabileceği şeklinde algılanmamalıdır. Anne ve baba disiplin konusunda anlaşmalı ortak bir tutum sergilemeli, tutarlı ve kararlı olmalıdırlar.
• Saldırgan çocukların mümkün olduğunca geniş guruplarla olan etkinliklere katılmaları sağlanmalı. Bu guruplarda ona etkin görev ve sorumluluklar vererek enerjisini olumlu yönde boşaltması sağlanmalıdır.

SÖZÜN ÖZÜ: Özünde sevgi olan tüm yöntemler denenebilir. Her koşulda onu; sevdiğinizi ve daima seveceğinizi sözlerinizle ve davranışlarınızla göstermelisiniz Sonunda çocuğunuzla birlikte kendi doğrularınızı kendiniz bulacaksınız.

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Japon Bahçesine Gittik

image

Hani derlerya bakmakla görmek aynı şey değildir.Nezamandır önünden geçtiğim ama farketmediğim bir yer burası.

Ara sıra kafayı kaldırmak alıcı gözle bakmak gerekiyor etrafa.İşte ozaman farkına varıyorsun kaçırdıklarının.

Evime çok yakın olan ama daha yeni keşfettiğim bu yer japon bahçesi.Küçük bi okadarda sevimli mutlaka görülmesi gereken bir yer.

image

image

image

image

image

Türk ve Japon halklarının kardeşlik duygularını pekiştirmesi, her iki ulusun kültürel iletişimi gerçekleştirmesi ve birbirlerini daha iyi tanıyabilmeleri adına planlanmış, iki ülke arasında binlerce kilometrelik mesafe olmasına karşın ulusların birbirlerine gösterdikleri sevgi ve saygı neticesinde, 2003 yılının Japonya´da Türk Yılı ilan edilmesi ve Japonya´nın Shimonoseki Kenti ile İstanbul´un Kardeş Şehir olması nedeniyle Japon bahçesi çalışmalarına başlanmıştır.

Japon Bahçesi´nin en önemli materyallerinden biri de giriş ve çitlerdir. Giriş kapısı, iki ülkede de bulunan Boğaz Köprüsü sembolize edilerek tasarlanmış olup kardeşliği simgelemektedir. Tasarımda Japon bahçelerinde sıklıkla kullanılan bitkiler yer almaktadır. Bahçenin düzenlenmesinde Japon Bahçe Sanatı´nın genel karakteri olan doğal malzemeler kullanılmıştır. Japon Bahçesi´nin tüm özellik ve öğeleriyle yaşatılacağı bahçede; Şelale, Doğal Gölet, Ada, Ada´yı her iki yönde kıyılara bağlayan Taş ve Ahşap Köprüler ve Kuru Köprü inşa edilmiştir. Japon Çayevi yapımı devam etmektedir.

Parkta, 4850 adet ağaç ve bitki kullanılmıştır. Bahçenin Japon Kültürü´nü yansıtan iki adet kapısı, bir adet çeşmesi ve kuru bahçesi bulunmaktadır. Bahçe, çok sayıda doğal taştan imal edilmiş fenerler bulunmaktadır. Bahçenin etrafı ise, Japon stili duvarla inşa edilmiştir.

image

Yaklaşık 15 dakikada gezebileceğiniz ufak,şirin bir botanik bahçe.Beklentinizi çok yüksek tutmayın ama mutlaka gezin görün.

image

Japon bahçesine giriş ücretsiz.Üstelik 26 ekim pazar günü japon festivali var.Ben bu kültürü cok merak ediyorum.İnşallah orda olucam…Sizde gelin☺

Japon Bahçesi Baltalimanı

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Hayal Hırsızı

image

Herkesin bir hayali vardır.Genelde birilerine anlattığımızda sekteye uğrayan hayeller,yada kalıba sokulan,sınırlandırılan hayeller.

Zaten çoğumuz günü kurtarmaktan hayel bile kuramıyor,yada kurduğu hayale ya kendi inanmıyor,yada etraftan gelen negatif düşünceler hayallerimizi yıkıyor.

Mesela herkes  müthiş bir aşk hayali kuruyor,ama kimse karşısına çıkacağına inanmıyor.”bana kim bakar,nerde bende o şans,herkes birbirinin aynı,etrafta iyi insan kalmadı,herkes menfaatçi vs…”gibi düşünmekten aslında kendi hayelini kendisi yıkıyor farkında olmadan.

Sadece bir iş,yada başımızı sokacak kadar bir ev,iyi bir ilişki,belki bir çocuk olacak kadar sınırlı hayeller kuruyoruz.

image

Şu ana kadar kurduğum inandığım ne hayalim varsa gerçekleşti çok şükür.Artık hayellerimin sınırı yok.Mesela önü yemyeşil bahçe,koşan eğlenen çocuklar,masada sohbet ettiğim sevdiklerim olan konforlu bir ev düşünüyorum.Bahçesinde mis kokulu leylaklar,sümbüller,güller kokan.Sırt çantamızı takıp ülke ülke ,sokak sokak gezdiğimizi,para pul yetermi yetmezmi düşünmeden,gittiğim her yerin hakkını vermek istiyorum.Frovence’ye gidip lavanta tarlalarında yürümek,o dar renkli sokaklarını didik didik etmek istiyorum.

image

Çok okuyarak değil,çok gezerek öğrenmek istiyorum.Emekli olunca değil,hemen yapmak istiyorum.Hayellerime sınır koymuyorum,sadece inanıyorum.İstiyorum.

Allahu teala buyurmuyor mu?

“Bir şeyi istemek, ona nâil olmak (onu elde etmek) demektir; Zirâ Allahû Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez.” İmamı Rabbani

çoook isteyen,inanan çocuğun hikayesini okuyun buyrun;

HAYAL HIRSIZI

Bu öykü, çiftlikten çiftlige, yaristan yarisa kosarak atlari terbiye etmeye çalisan gezgin bir at terbiyecisinin genç ogluna kadar uzanir. Babasinin isi nedeniyle çocugun orta ögretimi kesintilere ugramisti. Orta ikideyken, büyüdügü zaman ne olmak ve yapmak istedigi konusunda bir kompozisyon yazmasini istedi hocasi.. çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftligine sahip olmayi hedefledigini anlatan 7 sayfalik bir kompozisyon yazdi. Hayalini en ince ayrintilariyla anlatti. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftligin krokisini de çizdi. Binalarin, ahirlarin ve kosu yollarinin yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrintili planini da ekledi. Ertesi gün hocasina sundugu 7 sayfalik ödev, tam kalbinin sesiydi.. Iki gün sonra ödevi geri aldi. Kagidin üzerinde kirmizi kalemle yazilmis kocaman bir “0” ve “Dersten sonra beni gör” uyarisi vardi. “Neden “0” aldim?” diye merakla sordu hocasina, çocuk..

“Bu senin yasinda bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal” dedi, hocasi.. “Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynaginiz yok. At çiftligi kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satin alman lazim. Damizlik hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu basarman imkansiz” ve ekledi: “Eger ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.” çocuk evine döndü ve uzun düsündü. Babasina danisti. “Oglum” dedi babasi “Bu konuda kararini kendin vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir secim!.” çocuk bir hafta kadar düsündükten sonra ödevini hiçbir degisiklik yapmadan geri götürdü hocasina.. “Siz verdiginiz notu degistirmeyin” dedi.. “Ben de hayallerimi..”.

O, orta 2 ögrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yillar önce yazdigi ödev söminenin üzerinde çerçevelenmis olarak asili. Öykünün en can alici yani su: Ayni ögretmen, gecen yaz 30 ögrencisini bu çiftlige kamp kurmaya getirdi. çiftlikten ayrilirken eski ögrencisine “Bak” dedi, “Sana simdi söyleyebilirim. Ben senin ögretmeninken, hayal hirsiziydim. O yillarda ögrencilerimden pek çok hayal çaldim. Allah” tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçiydin.”

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Kış Hastalıklarına Bitkisel Çözüm

image

Okullar açıldı ve henüz havalar soğumadan çok fazla çocuk hasta.Okulda arkadaştan arkadaşa kolay bulaşan hastalıklar sayesinde anne babalarda bu hastalıklardan  nasibini alıyor.

Kiminde geçmeyen öksürük,boğaz ağrısı,burun akıntısı,balgamlı öksürük,ve halsizlik gibi belirtiler baş gösteriyor.

Ben ilaçtan önce kendimce bitkisel çözümler denerim.Mutlaka evimde  Ihlamur,kuşburnu,adaçayı gibi bitki çaylarım bulunur.Bu çayları içirmek için çocuğun hasta olmasını beklemem.Kahvaltısında veya akşam yatarken içiririm.

Diğer denediğim yöntem ise bal,zencefil,zerdeçal ve çörek otunu karıştırarak yaptığım ve sonucuna çok güvendiğim bir macun var.Sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı veriyorum hergün.Böylelikle bağışıklık sistemi daha güçlü oluyor çok şükür ki pek hasta olmuyor.

Benim kulladığım ölçüler şöyle;
250 gr kadar bal
1 tatlı kaşığı tepeleme toz zencefil
1 tatlı kaşığı tepeleme toz zerdeçal
1 tatlı kaşığı çörek otu

Hepsini bir kavanozda macun kıvamına gelene kadar karıştırın.Yoğunluğu az olursa biraz daha ekleyebilirsiniz.1 yaşa kadar çocuklara bal verilmiyor unutmayın.Daha büyük cocuklar için 1 çay kaşığı verilebilir.

 Gelelim zerdeçal ve zencefilin faydalarına

Zerdeçalde bolca bulunan demir, manganez, potasyum gibi mineraller ile B6 vitamini ve C vitaminleri hem bağışıklık sistemini güçlü kılmakta hem de vücudun görevlerini düzgün bir biçimde yerin getirmesine yardımcı olmaktadır. Zerdeçal bitkisi güçlü antioksidan içerik barındırdığı için bağışıklık sistemine katkı yapar. Kandaki kötü kolesterol ve trigliseridin normal seviyelere düşmesine de yardımcı olan zerdeçal, kalp damar ve kolesterol hastalarının dikkate alması gereken bir baharattır.

Kanserin gelişimini önleyen anti kanser özellikleri de içerisinde barındıran bu şifalı formül, alzheimer, romatizma, şeker hastalığı gibi bir çok hastalığa da iyi gelmektektedir. Özellikle mikroplu olsun veya olmasın iltihabi hastalıkların tedavisinde de zerdeçal bal karışımını uzmanlar tavsiye ediyorlar. Kısacası genç ve sağlıklı kalmak ve hastalıklardan uzak durmak istiyorsanız zerdecal bal karisimi tüketmeye özen göstermelisiniz.

Genel Olarak Çörek Otunun Faydaları Şu Şekilde Sıralanabilir;

• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir. 
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir. 
• Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. 
• Kan şekerini düzenler. 
• Yorgunluk halini giderip zindelik verir. 
• Damar hastalıklarını önler. 
• Cinsel gücü arttırır. 
• Hazmı kolaylaştırır. 
• Vücuttaki toksinleri süzerek atar. 
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir. 
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır. 
• Alerjileri önler. Çörekotu
• Savunma sistemini dengeler. 
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.

Şifa olsun…

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Harika Bir Film ” Gone Girl”Kayıp Kız

image

Yönetmenliğini David Fincher ‘ın yaptığı Ben Affleck ve Rosemund Pike’nin başrollerini paylaştığı bu filmin konusu kısaca şöyle;

Ben Affleck’in hayat verdiği Nick Dunne, bir gün eve gittiği sırada dört senelik eşi Amy’yi (Rosemund Pike) bulamaz. Üstelik evin salonunda boğuşma izleri vardır. Hemen polisi arayan Nick, yaşanan olayların ertesinde medyanın da fazlasıyla ilgi göstereceği bir sır perdesinin baş aktörü olur. Amy ortada yoktur ve polisin esas şüphelisi Nick’ten başkası değildir.

Her dakikası sürükleyici,akıl oyunlarıyla seyirciyi şaşırtan,sıkmayan,evliliğe,ilişkilere dair ince dokunuşlar yapan güzel bir filmdi.

Sabah uyandığımda balkonu su basmış olarak görsemde,tüm gün temizlik,çocuk vs uğraşsamda,sinemada koltuğa bırakılan sakızın popoma yapışmasına rağmen bu film sayesinde güzel bir gün geçirdim diyebilirim….

Sinemada koltuklarınıza oturmadan önce kontrol etmeyi unutmayın:mrgreen:

İyi seyirler;)

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Biri Nerde O Eski Bayramlar Mı Dedi?

Sende herkes gibi  çocukluğunun bayramlarını,neşesini,sevincini,heyecanını özlüyormusun? Ben özlüyorum…

Nelerimi özlüyorum?Sadece bayramdan bayrama alınan yeni kıyafetleri,parlaklığına aldanıp aldığımız ve mutlaka bir ayağımıza vuran rugan ayakkabıları,fırfırlı dantelli çorapları,arefe günü annemin bütün kardeşlerimi tek tek yıkamasını,minik ellerimize yakılan kınaları,kınalı ellerimize çorap geçirmeyi,bayramlıklar başucumda kardeşlerimle yanyana kıkırdayarak uyuduğum yer yatağını,yorgun argın işten gelen babamın bikaç gün bizimle olmasını,günler öncesinden hazırlıklarına başlanan sarmaları,börekleri,tatlıları,sabah annemin erken kalkıp babamı camiye göndermesini,bizi uyandırıp giydirmesini,babam camiden gelince kurulan daha özenli,balı kaymağı olan ,tahinli pekmezli,bütün aile oturduğumuz yer sofralarını,kına kokusunu,gelen misafirlere kolonya tutmayı,yaşıtımız olan karşı cinsle utançtan bayramlaşmaları, gözgöze gelmemeyi,medile sarılmış şekerleri,bayram harçlıklarını,tüm mahalleyi gezip el öpüp bir poşet dolusu şeker toplamayı,evinde şeker olmayıp bize küp şeker veren komşu teyzeyi  özlüyorum…

Kurban kesemediğimiz zamanlarda ilk kurban etinin gelişini sabırsızlıkla bekleyişimizi,gelen etlerle yapılan kavurmaları,cok yiyip mideyi üşütmemizi özlüyorum.

Şimdi bende bir anneyim.Ve oğlumun bayramları benim gibi sevinçle hatırlamasını istiyorum.Bunun için ilk defa bu bayram çocuğuma bayrama özel bayramlık aldım.Nekadar bayramdan önce giymek istesede bayramı beklemesi gerektiğini anlattım.Sabah erkenden kalktık.Eşim ve oğlumu bayram namazına yolladım.Büyüklerimizle yaptığımız kahvaltı sonrası kurbanımızın bahçeye gelmesini bekledik.

Oğluma kurban bayramını anlattım.Kesemeyenlere et dağıtmamız gerektiğini.Etlerle uğraşma kısımlarını Tuna’ya bizzat izlettim.Akraba ziyaretleri yaptık. Yaşıtlarıyla kaynaşmasını gülmesini,eğlenmesini izledim.Şeker,çikolata yemesine izin verdim.

Biriken harçlıklar,şekerler bir çocuğu nekadar mutlu ediyor onu gördüm.Kaç gün bayram diye sordu Tuna bigün.4 gün dedim.Yaşasın dedi gözleri parlayarak,4 gün daha şeker cikolata yiyebilceeeem..

Bayramın son günü dışarda kahvaltı yapmaya karar verdik.Tuna hemen atladı,”Kahvaltının parasını ben vericem anneciim,lütfen benim çok param var”
Cok istekliydi.Gittik yedik içtik,hesabı gercekten oğlum ödedi.Gururlanarak çıktı mekandan…

Güzeldi bayramlar biz çocukken,eğer bir çocuk varsa heran bayramdı zaten….

image

Android için WordPress ile gönderilmiştir