Japon Bahçesine Gittik

image

Hani derlerya bakmakla görmek aynı şey değildir.Nezamandır önünden geçtiğim ama farketmediğim bir yer burası.

Ara sıra kafayı kaldırmak alıcı gözle bakmak gerekiyor etrafa.İşte ozaman farkına varıyorsun kaçırdıklarının.

Evime çok yakın olan ama daha yeni keşfettiğim bu yer japon bahçesi.Küçük bi okadarda sevimli mutlaka görülmesi gereken bir yer.

image

image

image

image

image

Türk ve Japon halklarının kardeşlik duygularını pekiştirmesi, her iki ulusun kültürel iletişimi gerçekleştirmesi ve birbirlerini daha iyi tanıyabilmeleri adına planlanmış, iki ülke arasında binlerce kilometrelik mesafe olmasına karşın ulusların birbirlerine gösterdikleri sevgi ve saygı neticesinde, 2003 yılının Japonya´da Türk Yılı ilan edilmesi ve Japonya´nın Shimonoseki Kenti ile İstanbul´un Kardeş Şehir olması nedeniyle Japon bahçesi çalışmalarına başlanmıştır.

Japon Bahçesi´nin en önemli materyallerinden biri de giriş ve çitlerdir. Giriş kapısı, iki ülkede de bulunan Boğaz Köprüsü sembolize edilerek tasarlanmış olup kardeşliği simgelemektedir. Tasarımda Japon bahçelerinde sıklıkla kullanılan bitkiler yer almaktadır. Bahçenin düzenlenmesinde Japon Bahçe Sanatı´nın genel karakteri olan doğal malzemeler kullanılmıştır. Japon Bahçesi´nin tüm özellik ve öğeleriyle yaşatılacağı bahçede; Şelale, Doğal Gölet, Ada, Ada´yı her iki yönde kıyılara bağlayan Taş ve Ahşap Köprüler ve Kuru Köprü inşa edilmiştir. Japon Çayevi yapımı devam etmektedir.

Parkta, 4850 adet ağaç ve bitki kullanılmıştır. Bahçenin Japon Kültürü´nü yansıtan iki adet kapısı, bir adet çeşmesi ve kuru bahçesi bulunmaktadır. Bahçe, çok sayıda doğal taştan imal edilmiş fenerler bulunmaktadır. Bahçenin etrafı ise, Japon stili duvarla inşa edilmiştir.

image

Yaklaşık 15 dakikada gezebileceğiniz ufak,şirin bir botanik bahçe.Beklentinizi çok yüksek tutmayın ama mutlaka gezin görün.

image

Japon bahçesine giriş ücretsiz.Üstelik 26 ekim pazar günü japon festivali var.Ben bu kültürü cok merak ediyorum.İnşallah orda olucam…Sizde gelin☺

Japon Bahçesi Baltalimanı

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Reklamlar

Kış Hastalıklarına Bitkisel Çözüm

image

Okullar açıldı ve henüz havalar soğumadan çok fazla çocuk hasta.Okulda arkadaştan arkadaşa kolay bulaşan hastalıklar sayesinde anne babalarda bu hastalıklardan  nasibini alıyor.

Kiminde geçmeyen öksürük,boğaz ağrısı,burun akıntısı,balgamlı öksürük,ve halsizlik gibi belirtiler baş gösteriyor.

Ben ilaçtan önce kendimce bitkisel çözümler denerim.Mutlaka evimde  Ihlamur,kuşburnu,adaçayı gibi bitki çaylarım bulunur.Bu çayları içirmek için çocuğun hasta olmasını beklemem.Kahvaltısında veya akşam yatarken içiririm.

Diğer denediğim yöntem ise bal,zencefil,zerdeçal ve çörek otunu karıştırarak yaptığım ve sonucuna çok güvendiğim bir macun var.Sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı veriyorum hergün.Böylelikle bağışıklık sistemi daha güçlü oluyor çok şükür ki pek hasta olmuyor.

Benim kulladığım ölçüler şöyle;
250 gr kadar bal
1 tatlı kaşığı tepeleme toz zencefil
1 tatlı kaşığı tepeleme toz zerdeçal
1 tatlı kaşığı çörek otu

Hepsini bir kavanozda macun kıvamına gelene kadar karıştırın.Yoğunluğu az olursa biraz daha ekleyebilirsiniz.1 yaşa kadar çocuklara bal verilmiyor unutmayın.Daha büyük cocuklar için 1 çay kaşığı verilebilir.

 Gelelim zerdeçal ve zencefilin faydalarına

Zerdeçalde bolca bulunan demir, manganez, potasyum gibi mineraller ile B6 vitamini ve C vitaminleri hem bağışıklık sistemini güçlü kılmakta hem de vücudun görevlerini düzgün bir biçimde yerin getirmesine yardımcı olmaktadır. Zerdeçal bitkisi güçlü antioksidan içerik barındırdığı için bağışıklık sistemine katkı yapar. Kandaki kötü kolesterol ve trigliseridin normal seviyelere düşmesine de yardımcı olan zerdeçal, kalp damar ve kolesterol hastalarının dikkate alması gereken bir baharattır.

Kanserin gelişimini önleyen anti kanser özellikleri de içerisinde barındıran bu şifalı formül, alzheimer, romatizma, şeker hastalığı gibi bir çok hastalığa da iyi gelmektektedir. Özellikle mikroplu olsun veya olmasın iltihabi hastalıkların tedavisinde de zerdeçal bal karışımını uzmanlar tavsiye ediyorlar. Kısacası genç ve sağlıklı kalmak ve hastalıklardan uzak durmak istiyorsanız zerdecal bal karisimi tüketmeye özen göstermelisiniz.

Genel Olarak Çörek Otunun Faydaları Şu Şekilde Sıralanabilir;

• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir. 
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir. 
• Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. 
• Kan şekerini düzenler. 
• Yorgunluk halini giderip zindelik verir. 
• Damar hastalıklarını önler. 
• Cinsel gücü arttırır. 
• Hazmı kolaylaştırır. 
• Vücuttaki toksinleri süzerek atar. 
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir. 
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır. 
• Alerjileri önler. Çörekotu
• Savunma sistemini dengeler. 
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.

Şifa olsun…

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Bana Hoşçakal Deme Annecim

image

Bugün okulun (Anasınıfı) 4 günü.Geçen haftayı saymazsakTuna alıştı sayılır.Ilk günlerde kendini baya soyutlamıştı okuldan.Kapıda beklemem için sözler almıştı benden.

image

Sonra Tarık’la tanıştılar.Tarık onun elinden tuttu bikaç gün sınıfa beraber girdiler.Tuna her seferinde “söz ver annecim camdan bana bakıcaksın” dedi.Baktım çoğu kez kendimi göstermeden izledim.Sıkılıyordu belliki.

image

Beni görünce gülümsüyordu.Kızlar erkek çocuklara göre daha kolay alışmıştı.Ağlayan,sızlayan yoktu.Hatta severek geliyorlardı okula belliydi.Ama sınıflarına 2 gün önce gelen kız çocuğu hariç.Kız öyle bir ağlıyorki,yerden yere yatiyor,camlara tırmanıyordu.

Bu sabahta öyle oldu.Tuna kıyametleri koparan arkadaşını görünce okula girmek istemedi.korktu,anlam veremiyordu.
Bense öptüm onu hadi sınıfına git dedim öğretmenin bekliyor.Önce gözleri doldu.Arkasından “hoşçakal annecim”dedim el sallayarak.

Ağlayarak geri geldi sarıldı boynuma.Ne oldu neden ağlıyorsun diye sorduğumda
“Bana hoşçakal deme annecim”dedi
ve gitti sınıfına 😦

Nekadar duygusal bir cocuk olduğunu birkez daha anladim…

Ayların Sultanıdır Eylül

image

Eylül ayını çok severim ben.Eylül doğumluyum, Eylül’de evlendim,Eylül’de anne oldum falan filan ama asıl sevme nedenim bukadarla sınırlı değil.

Eylül sonbaharın habercisidir.Ayrılık ayıdır çoğu kişi için,benim içinse sarılma ve aşk ayıdır.Ne tam sıcaktır,ne tam soğuk.Yazın aşırı sıcağından bunalan vucutlar,eller bu aylarda birleşir.Bu ayda da pencereler hep açıktır.Rüzgarı hissedersin,çekersin üstüne yorganı sarılırsın sevdiğine.

Sinema,tiyatro sezonu açılır.Kiloları takmazsın bu ayda.Nede olsa bikini,mayo sezonu kapanmıştır.Gönül rahatlığıyla giyersin kıyafetlerini,sarıp sarmalanırsın.Ev muhabbetleri başlar.Mutlaka her akşam çay demlersin,yada sıcak bir kahve.Ama asla tek başına içmezsin çayını kahveni,yanında tatlı bişey yaparsin kek gibi mesela.

Eller,vucutlar birleşir,yürürsün tarçın kokan sokaklarda.Oturursun bi kahvede sahlep içersin.Çocuğu okula bırakırsın,sevdiğin şarkıları dinleyip,kitabını okursun.Çayın demlenir yavaş yavaş.Bergamot kokusu evin her tarafına yayılır.O sırada yağmur yağar,hemen balkona koşar çayını yudumlarsın.

Sonra saate bakarsın,biraz daha vakit varsa koltukta kıvrılıp yatarsın…

Oğluma

image

Tam 5 sene önce bugündü.Onu kucağıma aldığım günü an ve an neler yaşadığımı okadar net hatırlıyorumki.2800 gram ağırlığında 51 cm boyunda minicik bir bebekti Tuna.

Kolay bir bebek değildi.Zor büyüttüm diyebilirim.Gaz sorunu,uyku problemi,yeme sıkıntıları ,alerji vs.. derken 5 yılımızı acısıyla tatlısıyla geride bıraktık.Şimdi ise herşey daha güzel.Beraber çok şey paylaşabiliyoruz.Yüzmeyi öğrenmesi ve iki tekerlekli bisiklet sürebilmesi sayesinde birlikte güzel kaliteli zamanlar geçirebiliyoruz.

Uzun uzun yürüyüşler yapıp,çarşı pazar gezebiliyoruz.Ev işlerinide beraber yapıyoruz.Olgun bir çocuk Tuna.Duygusal,şefkatli,komik.Bazen karşımdaki sanki 5 yaşında çocuk değil,arkadaşım gibi hissediyorum.O benim ruh halime göre davranabilen,nabza göre şerbet veren bir çocuk.

Her fırsatta bana çiçek getiren,sarılan,seni seviyorum annecim,çok güzelsin,çok güzel kokuyosun diyen,geçsin diye yaralarımdan öpen,birileri gelince sevinen,yalnız kalmayi sevmeyen,babam seni üzmüş,ben büyüyünce senin kocan olucam ve seni hiç üzmicem diyen,kendisine bişeyler almak için gittiğimiz mağazadan ,olmayan kardeşine kıyafetler seçen,saçımı,alnımı,gözümü seven çocuk.

Hayatımdaki eksiklikleri fazlasıyla dolduran,sanki onun kanatları altındaymışım gibi kendimi güvende hissettiren,gurur kaynağım için allaha hergün dua ediyorum.Bana bu sevgiyi yaşattığı için şükrediyorum.

Iyiki doğmuş oğlum, iyiki anne olmuşum…Sağlıklı,mutlu,huzurlu uzun bir ömrü olsun inşallah.

Iyiki beni bukadar seven bir erkek var hayatımda,yaralarımdan öpen…

İki Tekerleğe Geçiş

image

Bu yaz hem benim için hemde Tuna için çok güzel geçti.Tuna hayatında ilk defa 3_5 çocukla akşama kadar bağ,bahçe,çayır,çimen,deniz,kum gezdi oynadı.O arkadaşlarıyla oynarken ben çok rahat ettim.Yalnız olmadığı için bana sarmıyordu.

Çocuklar birbirlerinden görerek birçok şey başardılar.Tuna zaten gazla çalışan bi çocuk.Yaşıtlarından biri bişey yapsa oda denemek istiyor.Yüzme ve dalmayı öğrenmesinde arkadaşlarının payı çok büyük.

Birgün yanıma geldi.(25.08.2014)”annecim ben artık iki tekerlekli bisiklet sürmek istiyorum “bana öğretebilirmisin dedi.Hiç ümidim yoktu ama”daha erken biraz daha büyümen lazım dedim.
“Hayır ben sürmek istiyorum,Doruk sürebiliyor,bende sürmek istiyorum “dedikten sonra bisikletin yan tekerleklerini çıkarmaya gitti.Bukadar kararlı olduğunu görünce deneyelim dedim.

Arkadan destekle yarım saat dolaştık.”Tuna senin daha 2_3 senen var be oğlum”diye içimden geçiriyordum.”Hadi bukadar yeter,sonra bidaha deneriz” dedikce
“Hayır sen beni tut,bırak deyince bırak annecim “dedi.ve sonra “Bıraaaak beni anneciiiiim”diye bağırdı.Bende bıraktım.Allaha emanet ederek,içimden bildiğim bütün duaları okuyarak.

Tamamdı bu iş Tuna sürüyordu artık.Aferin,bravo dedikce kendi başarısını gördükçe çok mutlu oluyordu.Sonra koştu yanıma”seni çok seviyorum annecim,sen çok güzel bi annesin,bana iki tekerlekli bisiklet sürmesini öğrettin”dedi. Sarıldı boynuma,öptü sıcacık.gururlandım,uçtum havalara.çok mutluyduk.

Anladımki herşeyin doğru bir zamanı vardı,ozamana çocuk karar veriyor,işte ozaman başarıyor.Israr etmenin,hadi yap,yapamıyor,eyvah diyip,hem kendimizi hemde çocuğu yormanın hicbir anlamı yok.

Tuna 2 tekerlekli bisikleti öğrendikten 3 gün sonra yanıma geldi ve dediki”ben nezaman ip üstünde yürüyeceğim anneciğim”
Sustum,bişey diyemedim;)

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Kendini İyileştiren Kadının Hikayesi

ben

Bir süredir iyi hissetmiyordu kendini.Sabahları yorgun uyanıyor,yada uyanmak istemiyordu.Ama uyanması gerekiyordu güne gülümseyerek başlamalıydı.Nede olsa yalnız değildi.Saçları da günden güne dökülüyor üstelik deli gibi kaşınıyordu.Diz kapakları , dirsekleri ,kafa derisi kabuk kabuk dökülüyordu.Çoğu zaman kazıtmayı düşündü saçlarını ,delilik sayılmazdı yapmıştı çünkü daha önce alışkındı bu duruma.

Gitmediği doktor kalmamıştı,reçeteler hep aynıydı hiçbiri uzun süreli fayda etmiyordu.Stres demişti doktor kafana birşey takma,herşeyi çok düşünme.Çocuktan sonra herşey çok değişmişti hayatında.Zor bir bebekti onunkisi.Uyumuyor,Uyutmuyor,Yemek yemiyordu.Uzun süren iş hayatını bırakmış eve kapanmıştı.Akşama kadar çocukla ev işiyle uğraşıp , biran önce eşinin gelmesini beklerdi.Hem biraz dinlenmek,iki muhabbet etmek ,yada taktir edilmek.Eş gelirdi eve ama yorgundu .Nede olsa akşama kadar kaç kişiyle uğraşmıştı,kaç kişiyle konuşmuştu tek kelime etmeye takati kalmazdı uyurdu.Haklıydı.

Kadının konuşamadığı kelimeler günden güne birikmişti içinde.Kendini iyi ifade edemezdi.İnsanları çok önemserdi,takılırdı söylediklerine yaptıklarına üzülürdü.Duygusaldı çok.Boşvermeyi bilmiyordu,hiçbirşeyi oluruna bırakamıyordu.Su akardı ona göre ama sorunun sebebini sormadan ,çözmeden yolunu bulmazdı.cevaplardan ikna olmazdı.Sevmezdi samimiyetsizliği.

Kimseye kötülük yapmamış art niyet düşünmemişti.Samimi davranışlarına rağmen iyi gitmeyen ilişkilerden uzak duramıyor sürekli kendini sorguluyor,hatayı kendinde arıyordu.Böyle öğretilmişti çünkü.Insanları önemsedikce,konuşmaya çalıştıkca aynı cevapları alıyor,aynı davranışlara gebe kalıyordu.Küsmeyi ,kin tutmayı,nefret etmeyi bilmezdi.Farkındaydi nekadar açıklama yapsa karşısındakinin düşüncesini değiştiremicekti.Herkes anlamak istediği gibi anlayacaktı.Gereksiz bir önemseyişle devleştirmişti herkesi gözünde..

Sonra gittimeye karar verdi.Yeşile,maviye,sessizliğe.Kimseyi arayıp sormadı,çoğu kez kapattı telefonunu,sabah erkenden kalkıp yürüyor ve sadece okuyordu.Kafasında sadece şarkı sözleri dönüyordu.

Yavaş yavaş umursamamayı öğrenmişti.Birileri ona kızmıştı,küsmüştü ama hiç nedenini hiç merak etmiyordu.Sessizliğe bürünmüştü.Artık gelen,giden,söylenen,söylenmeyen hiçbirşeyin çok önemi yoktu.Kendini önemsemeye başladı günden güne.Çünkü zaman akıyordu.Tekrarı yoktu.

Çocuğunuda rahat bırakmıştı.Yemezse yemez uyumazsa uyumazdı,Nede olsa acıkınca yicekti.Misafir için günler önceden hazırlıklara başlamıcak strese girmicekti.Kimse aramış aramamış,sevmiş sevmemiş çamaşırlar yıkanmamış,camlar silinmemiş,çocuk hiç balık sevmemiş,brokoli yememiş hiç dert değildi.Sorgulamıyordu hicbirseyi,tepkisiz kalıyordu.

İyi hissediyordu kendini günden güne,dökülen saçlarının yerine yenileri çıkmış,kaşıntıları gitmiş,çocuğun iştahı açılmıştı.

Daha çok kelime biriktirmiyordu içinde,konuşmak yerine

yazıyordu artık kadın…

Limonlu Kek

 img1405439161935

 

Nezaman mutfakta bişeyler yapmaya kalksam oğlum arkadan sesleniyor”Annecim bende sana yardım edebilirmiyim”

Seve seve kabul ediyorum.Ben Malzemeleri hazırlayıp veriyorum.Tuna döküp mikserle karıştırıyor.Çokta eğleniyor.

Evin hertarafını mis gibi limon kokuyor.istediğimde bu değilmi zaten.Kokuların anıları çağrıştırmasını seviyorum.Mesela ben nezaman mandalina kokusu alsam çocukluğumu hatırlarım o ana giderim.Gülümserim.

Tuna’da mutfak kokusuyla büyüsün istiyorum.Gülümseyerek hatırladığı anıları olsun.

Gelelim limonlu kekimizin tarifine

3 yumurta_1 bardak şeker_1 bardaktan biraz az sıvıyağ_1bardak süt (yoksa yoğurt)_1 paket kabartma tozu_1paket vanilya_1 paket hindistan cevizi_3 su bardağı un_1 tane limon

Yumurta ve şekeri köpük köpük beyaz olana kadar çırpıyoruz.Sırasıyla süt,sıviyagida ekleyip çırpmaya devam ediyoruz.Un kabartma tozu,vanilya,hindistan çevizide ekliyoruz.En son bir limonun kabuklarini rendeleyip icine,yarim limonun suyunuda içine ilave edip karıştiriyoruz.

Yağlanmış hafif unlanmış kalıbımıza döküp 170 derece fırinda pişiriyoruz yaklaşik 30 dk.

Fırından çıkınca kalan yarım limonun suyunuda kekimizin üstüne döküyoruz.10 dk sonra kalıbımızı çıkarıp üstüne pudra şekeri serpiyoruz.

 

 

img1405438935879

 img1405439038394

Kekin piştiğini anlamak için kürdan yada bicak batırabilirsiniz.Eğer kuru çıkarsa pişmiş demektir.

 

img1405439310204

Ve en sevdiğim zaman.Tatma anı.😉

Afiyet olsun.Umarım sizde yapar beğenirsiniz…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çocuk Sesi Geleceğin Müziğidir

 

unnamed (6)

İstanbul’da olupta çocuklarını eğlendirmek için alternatif arayan varsa bir tavsiyede bulunmak isterim.

Benim Fındık oğlumun sürekli gitmek istediği ve çok eğlendiği bu mekan benimde oldukca hoşuma gidiyor.Alışveriş merkezlerinin kalabalığından uzak, ferah sakin bir yer oluşu ve çocuklara özel menüler sunmasıyla dahada keyifli hale geliyor.

unnamed (8)

 

Bir dağcı gibi tırmanıp yandaki kayaktan çocuklar aşağı doğru kayıyorlar.Tuna genelde örümcek adam gibi tırmanmayı tercih ediyor.Hernekadar tutunma yerlerinden çık en tepeye kadar git kaydıraktan kay desemde fındık oğlum kendi bildiğini okuyor.

5-6 adet büyük trambolin var mekanda.Çocuklar atlayıp zıpladıkca hevesleniyorum.Oğlumun elinden tutup en yukarı zıplamak istiyorum.Ama yaş sınırı var 12 yaşa kadar kullanılabiliyor.

 

unnamed (3)

resimdeki gibi oyun alanları var.Engelleri sırasıyla aşıp büyük kaydıraktan kayarak dahada eğleniyoruz.

 

unnamed (7)

Topların üstünde yuvarlanıyoruz.

 

unnamed

 

Mekanda çok güzel orjinal bisikletler scoter’lar mevcut.hepsini tektek deniyoruz.Ayrıca 1 lira karşılığında çalışan arabalar ve motosiklerler var.Çocuklar hiç inmek istemiyor 🙂

Velilerin bişeyler yiyip içebildiği cafe kısmında hem çocuklarınızı izleyebilir hemde bu mekanda doğum günü partileri düzenleyebilirsiniz

Mekan bize biraz uzak.İkitelli başakşehirde..Buna rağmen güzel bir alternatif.

Babalu çocuk eğlence parkı

Çocuk Sesi Geleceğin Müziğidir…

 

Bir Kahramanın Ayak İzleri

 

Uyandığımda çizgi film izliyordu.Günaydın anneciiiim dedim.Yan yan bana baktı konuşmadı.Annecikle konuşmak yokmu diye sorduğumda  ‘ben sana küstüm benimle sakın konuşma dedi’

Bikaç dakika süren öpücük faslından sonra anlatmaya başladı

‘ben uyurken sen beni kaldırdın hadi kalk çişini yap dedin , benim uykumu bozdun tekrar uyuyamadım’

‘ozaman hadi gel tekrar uyuyalım’ dediğimde  ‘artık olmaz bikere uyandırdın ‘dedi..2 sene boyunca beni uyutmadığı günleri anımsayarak güldüm kahvaltısını hazırladım.Banyoya girdim.

 

unnamed (1)

Banyodan çıktığımda ‘süpriizzzzz ‘ diyerek karşımda buldum.’kendimi ‘Hulk yaptım  anneciiim  beğendinmi?

 

unnamed (4)

 

Ama üzülme annecim bu boya çıkıyor suyla , ellerimi boyamayı unutmuşum diyerek boyamaya devam etti.Allahtan ayaklarını boyamamış diye içimden geçirirken  2 gün önce yıkadığım halıyı gördüm.

 

unnamed (2)

 

Hulk salona kadar girmiş hertarafa rengini bırakmıştı 🙂 Kızmadım tabiki dikkatli olması için uyardım sadece.Kurallara uyması için.Ev içinde koyduğumuz kurallar vardı bizim.uymaya çalıştığımız.

Mesela koltukta,halıda duvarlarda resim yapmak yok.Resimler sehbada resim defterine yapılmalıydı.Sınırsız herşeyi mazur gören annelerden değilim ben.Kendi alanları içinde özgürce davranabilir istediğini yapabilir elbette.

Misafirliğe gittiğinde hertarafı karıştıran kıran döken çocuklara özgüvenleri zedelenir diye ses çıkarmayan veya eline bir boya verip duvarları boyatan sınırsız özgürlük  ve hoşgörü gösteren bir annede değilim.

Birkaç sene önce çocuklu arkadaşlarımız evimize misafir olmuştu..Çocuk koltuktan koltuğa ,odadan odaya girip çıktıktan herşeyi karıştırdıktan sonra diz üstü bilgisayarın üzerinde atlamaya zıplamaya başladı.Anne ve babası çocuğun hareketlerine sevinçle gülümseyerek karşılık veriyordu.

Ben kırılabılecek eşyaları ortalıktan kaldırmaya çalışırken eşimde çocuğun altındaki  bilgisayarı alıp kaldırmak istemişti.Anne ve baba gülerek ‘ ya bırakın çocuk oynasın,özgüveni gelişiyor,çocukları kısıtlamamak gerekir ‘dedi.

ve biz bilgisayarımızı almayarak bir çocuğun özgüvenine katkıda bulunduğumuz için mutlu,anne ve babasının verdiği tepkilerden dolayı şaşkındık….