Çocuklarda Saldırganlık

image

Oğlumun sınıfında sürekli arkadaşlarına şiddet uygulayan bir çocuk var.Çocuk bu oyun sırasında iter ,kakar normaldir kendi aralarında çözerler gibi düşünsemde görüyorumki şiddet seviyesi gittikçe artıyor.

Tabakla gözüne vurma,yumruk atma,tokat atma,itip düşürme gibi davranışlara maruz kalınca oğlum,konuyu öğretmenine açtım.Diğer velilerinde sürekli şikayetinden sıkılan,çocukla ve ailesiyle sürekli konuştuğunu hiçbirşeyin değişmediğini söyleyen öğretmeni napiim siz söyleyin? Beni suçlar gibi konuşuyorsunuz?1 çocuk değil 16 çocukla uğraşıyorum,çocuğunuza zarar veriyorsa sınıfını değiştirin dedi.

Öğretmenin çözümü bu yöndeydi.Sinir oldum.Ben çocuğuma kimseye zarar verme,şiddet iyi birşey değil diye anlatıp,sevgi ve şefkatle büyütsemde dışarıda şiddet görüyor.Dışarda malesef orman kanunları var ve ben çocuğuma sadece sana zarar veren arkadaşlarından uzak dur diyebiliyorum.
Bende internette biraz araştırdım ,okudum,bulduğum bu  bilgileri paylaşmak istedim.

Saldırgan çocuk, ailesi, çevresi, yaşıtları ve arkadaşları ile uyumlu ilişki kuramayan çocuktur. Evde ve okulda sürekli problem çıkartır. Kavgacıdır, geçimsizdir, kuralları çiğner. Etrafındaki, çevresindeki insanlara sürekli fiziksel zararlar verir. Bazı çocuklar da etrafa fiziksel zarar vermez ancak vurdulu kırdılı oyunlardan hoşlanır; oyunları düşmancadır, oyun arkadaşlarına zarar verebilir ve bu çeşit davranışı sürekli tekrarlarlar. Bu da bir çeşit saldırganlıktır.

Saldırganlık aslında bireyin yaşaması için gerekli temel içgüdülerden birisidir. Bebeklikte saldırganlığa eğilimli çocuklar istekleri yerine getirilmediğinde ya da engellendiğinde sürekli ağlar, bağırır, dişlerini kenetler, tepinir, terler, soluğunu tutar hatta morarır, bezende altını ıslatır. Biraz büyüdüğünde istekleri engellendiğinde elindekini yere atar, vurur, kırar, ısırır, yere yatıp uğunarak ağlamaya başlar, bazen de kendi saçını başını yolar, başını duvarlara ve yerlere vurur, kendine zarar vermeye başlar. Bunların hepsi saldırganlığın yaşla birlikte çocuktan çocuğa değişen dışa vurum şekilleridir.
Aile içi eğitim, okul eğitimi, iş yaşantısı, toplumsal yaşam normalde her bireyde var olan bu saldırganlığın törpülenmesine, yumuşatılmasına, olumluya çevrilmesine yardımcı olur.

image

SALDIRGANLIĞA YOL AÇAN NEDENLER.

• Evde, okulda, çevresinde saldırgan davranışları olan insanların olması,
• Çocuğun aile içi şiddete tanıklık etmesi ya da bizzat şiddet görmesi,
• İlgi ve sevgi eksikliği,
• Çocuğun öz güvenden yoksun olması,
• Doyumsuzluk ve hoş görüden yoksun olma,
• Çocuğun dürtülerini dizginleyememesi
• Çocuğun doğuştan ya da sonradan organik bir rahatsızlığının olması,
• Zihinsel bir hastalığın olması,
• Anne –Baba ayrılığı,
• Çocuğun anne ve baba ile yeterli ve dengeli bir iletişim kuramaması,
• Çocuğun sürekli baskı ve kısıtlamalarla karşılaşması, Evde aşırı baskı gören çocuk; biriken öfkesini dışarıda açığa vurur.
• Çocuğa sınır konulmaması ya da konulan sınırların çocuğa yeterince anlatılmaması,
• Evde ya da okulda bir birleri ile uyumlu olmayan değişik mesajların verilmesi. (örneğin annenin evet dediğine babanın hayır demesi ya da okul ile aile arasındaki mesaj farklılıkları)
• Çocuğun daha önce sergilediği saldırgan davranışların aile bireyleri tarafından ödüllendirilmiş olması,
• Televizyon, bilgisayar, internet, CD gibi çağdaş iletişim araçları da eğer kontrolsüz kullanılırsa saldırganlığı artırabilir.

image

SALDIRGAN BİR ÇOCUKTA NE YAPILABİLİR?

• Öncelikle anne ve babalar davranışları ile çocuklarına örnek olmalıdırlar. Çocukların bulunduğu ortamlarda kavga etmemeli, sert tartışmalardan kaçınmalı ve asla bir birlerine fiziksel şiddet göstermemelidirler.
• Çocuk saldırgan bir davranış gösterdiğinde anne- babalar öncelikle sakin olmalı. Çocuğu dinlemeli, ondan yaptıklarını sakince anlatması istenmelidir.
• Yaptığı bu davranışın normal olmadığı, bunun etrafına ve arkadaşlarına zararı dokunabileceği, kendisine aynı şekilde davranılırsa kendisinin de bunu onaylamayacağı ona sakin bir şekilde anlatılmalıdır.
• Saldırgan davranışları nedeni ile çocuğa kesinlikle dayak atılmamalı, fiziksel cezalar verilmemelidir. Böyle davranışlar çocukta düşmanlık hissini geliştirerek ileride saldırganlığın patlama şekline ortaya çıkmasına neden olabilir.
• Anne ve babalar; her fırsatta saldırgan davranışların topluma zararlarını, olumlu davranışların ise topluma yararlarını örnekleri ile birlikte çocuğuna anlatmalıdır.
• Anne ve babalar saldırgan davranışlar karşısında vurdumduymazlık yapmamalı tolerans göstermemeli, asla taviz vermemelidirler.
• İki çocuk arasında oyun esnasında oluşabilecek anlaşmazlıkta taraf tutulmamalı, müdahale edilmemeli, en iyisi sorunlarını kendilerinin çözmeleri için onlara fırsat verilmeli. Çocuklar daha katılımca ve daha paylaşımcı oyunlara yönlendirilmelidir.
• Saldırgan davranışların altında yatan nedenler araştırılmalı. Suçlayıcı, yargılayıcı, aşağılayıcı, mükemmeliyetçi tutumlardan kaçınılmalıdır.
• Televizyon, CD, internet ve bilgisayar gibi kitle iletişim araçlarının çocukları saldırganlık yönünden olumsuz etkilemesine izin verilmemeli. Şiddet içerikli oyunlar ve görüntüler izletilmemelidir.
• Anne ve babalar çocuklarına yeterli ilgi, sevgi ve anlayış ve hoşgörüyü göstermelidirler.
• Saldırgan çocuklar, spora yönlendirilmeli, özelikle toplu etkinlilere katılması için özendirilmeli. Çocuk okula gidiyorsa okulun voleybol, basketbol, futbol takımlarında yer alması sağlanmalı ya da kültürel etkinliklere; halk oyunlarına, dansa, drama ya yönlendirilmelidir. İzcilik, gezi, fotoğrafçılık, satranç ta yönlendirilecek ilgi alanları arasında olabilir.
• Çocukta aşırı saldırgan davranışlar gözlendiğinde önüne yumruklayacağı bir kum torbası, makasla kesme işlemi yapabileceği kâğıt ya da bezler koyulmalıdır.Bir tahtaya çivi çakması için eline bir çekiç vermek bazen onun enerjisinin boşalmasına için yardımcı olabilir.
• Çocuğun yaşına uygun görev ve sorumluluk vermekte enerjisini olumlu yönde kullanmasında etkili olabilir.
• Saldırgan davranışı nedeni ile bir eşyaya zarar verdi ise; bu zararı harçlıklarından biriktirerek karşılaması istenmelidir.
• Çocuğun öfkesini saldırgan davranışlarda bulunmadan boşaltması özendirilmeli. Örneğin; dışarı çıkıp koşabilir, müzik dinleyebilir, dans edebilir odasında eşyalara zarar vermeden bağırıp çağırabilir. Bunu yaptığında çocuk ödüllendirilmelidir.
• Çocuk saldırgan davranışların normal karşılandığı ya da özendirildiği ortamlardan uzak tutulmalı, saldırgan davranışları olan arkadaşları varsa mümkün olduğunca bir araya gelmeleri engellenmelidir.
• Aile içi sert disiplin uygulamaları ve katı kurallardan kaçınılmalı ancak bu çocuğun her istediğini yapabileceği şeklinde algılanmamalıdır. Anne ve baba disiplin konusunda anlaşmalı ortak bir tutum sergilemeli, tutarlı ve kararlı olmalıdırlar.
• Saldırgan çocukların mümkün olduğunca geniş guruplarla olan etkinliklere katılmaları sağlanmalı. Bu guruplarda ona etkin görev ve sorumluluklar vererek enerjisini olumlu yönde boşaltması sağlanmalıdır.

SÖZÜN ÖZÜ: Özünde sevgi olan tüm yöntemler denenebilir. Her koşulda onu; sevdiğinizi ve daima seveceğinizi sözlerinizle ve davranışlarınızla göstermelisiniz Sonunda çocuğunuzla birlikte kendi doğrularınızı kendiniz bulacaksınız.

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Her Çocuk Özeldir…

Resim

 

Size çok sevdiğim izlerken gözyaşlarıma engel olamadığım bir filmden bahsetmek istiyorum.Taare Zameen Par (Her çocuk özeldir) bir hint filmi.Harfleri,sayıları algılama problemi yaşan bir çocuğun çevresi ve ailesi tarafından tembel ve gerizekalı muamelesi görerek dışlanması , okuldan atılması,Gittiği yatılı okulda yaşadığı zorlukları ve resim öğretmenin çabaları sonunda çocuğun aslında Disleksi hastası olduğunu keşfetmesiyle gelen bir başarı öyküsünü anlatıyor.

Bu film ayrıca bizlere çocuklarımıza dayatılan tek düze öğretim sisteminin yanlışlarını , Her çocuğun farklı olduğunu,bir öğretmenin farkındalığının kazandırdıklarını çok güzel bir dille sıkmadan anlatmaktadır.Herkesin özellikle öğretmenlerimizin izlemesi gereken muhteşem bir filmdir.

Resim

Disleksi nedir?

Disleksi, en sık rastlanan öğrenme bozukluklarından biridir. Disleksi ile ilgili ilk bulgular, 1896 yılında bir İngiliz doktor olan W. Pringle Morgan tarafından elde edildi ve British Medical Journal’da yayınlandı. Morgan makalesinde 14 yaşında olan Percy adındaki erkek çocuğunun her zaman akıllı ve zeki bir tutum içinde olduğunu, yaşıtlarıyla kıyaslandığında oyunlarda hızlı olduğunu ve arkadaşlarından geride kalan hiçbir yönü olmadığını, ancak okuyamadığını belirtiyordudisleksi

Bu dönemlerde disleksinin görme sistemiyle ilgili olduğu düşünülüyordu. Çünkü, disleksinin en belirgin özelliklerinden biri harflerin ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıydı. Bu bakış açısından yola çıkan bir düşünceyle disleksiyle baş etmek için göz eğitimleri yaptırılıyordu. Daha sonra yapılan çalışmalar ise disleksinin görmeyle ilgili bir bozukluk olmayıp dil sistemiyle ilgili bir bozukluk olduğunu ortaya koydu. Bugün göz eğitiminin disleksiyle yaşamayı kolaylaştırmadığı da artık kesinlikle kabul gören bir gerçek.

Bugünkü bilgilerin ışığında, disleksi, fonem adı verilen dil birimlerinin birbirinden farklılıklarının ayırt edilmesi sırasında ortaya konmasıdır. Bu hastalık Albert EinsteinOzzy OsbourneLeonardo da VinciGraham BellHenry Ford ve Steve Jobs gibi ünlü kimselerde de görülmüş, ancak onların bilime veya sanata mükemmel eserler vermesini engelleyememiştir. Disleksi herhangi bir zihinsel engel değil değil aksine yüksek bir hayal gücünün göstergesidir. Çocuklar özellikle çizim yapmaktan oldukça hoşlanırlar.

Resim