Tuna ile Hayat

 AŞK

Sabahları benden önce uyanır ,sessizce hersabah alması gereken ilacını bir yudum suyla içmişti.Daha önceleri olmadık sesler çıkarak beni uyandırma çabaları yerini sessizliğe bırakmıştı.

Uyumuyordum aslında ama yataktan kalkmakta istemiyordum.Herzamanki rutin günü yaşamak zevk vermiyordu artık.

Beni bugün öpmedi diye iç geçirdiğim sırada sıcak öpüşünü,terlemiş boynunun kokusunu hissettim ama yinede açmadım gözlerimi.Gitti daha sonra merdivenleri yavaş yavaş inerek.

Yastığını kokladım içime çeke çeke varlığına şükrederek.Bugün ayrılık günüydü nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum.Ya üzülürse hele birde ağlarsa dayanamazdım,gidemezdim.

Ama gitmeliydim yorulmuştum kafam çok karışıktı ,biraz yalnız kalmaya ihtiyacım vardı.biliyordum ki bensizde güzel vakit geçiriyor çok eğleniyordu.

Valizimi hazırladım,son anda benimle gelmek ister belki diye düşünerek onun kıyafetlerinide katladım.Beraber kahvaltı yaptık.Birkac zaman sonra benim icin topladığı deniz kabuklarını getirdi.

Yatağımın başına koyup gittiği kır çiceklerinide çok sevmiştim ben her fırsatta mor sevdiğimi bildiği için mor çicek arayışlarını ve şimdiki deniz kabuklarını.

Seviyordu beni çok önemsiyordu bunu hissediyordum hic birsey yapmasa dahi kulağıma fısıldadığı sevgi sözcükleri kalbimi yakmaya içimi eritmeye yetiyordu.Böyle bir aşkı yaşadığım için çok şanslıydım.

Veda anı geldiğinde ben gidiyorum istersen sende gel dedim.Şimdi istanbul çok sıcaktır ben burda kalıcam dedi sarıldı sıkı sıkı.Ama sen geliceksin dimi gel dersem?Gelirim dedim.Nezaman beni özlersen gelirim.

Sarıldım sarıldım kokladım boynunu öptüm.Ama dik durdum üzüldüğümü belli etmedim.Deniz kabuklarını almadan gitme anneciğim dedi avcuma koydu minik elleriyle.

Arabaya bindiğimde başka yere doğru koşarak gitti.Bisikletimi almaya gidiyorum dedi.Araba hareket ettiğinde bisikletini sürerek arkamızdan geldi bi süre gülerek el salladı.

Mutluydu çok.

Ağladım…

 

 Çocuk Sesi Geleceğin Müziğidir

unnamed (6)

İstanbul’da olupta çocuklarını eğlendirmek için alternatif arayan varsa bir tavsiyede bulunmak isterim.

Benim Fındık oğlumun sürekli gitmek istediği ve çok eğlendiği bu mekan benimde oldukca hoşuma gidiyor.Alışveriş merkezlerinin kalabalığından uzak, ferah sakin bir yer oluşu ve çocuklara özel menüler sunmasıyla dahada keyifli hale geliyor.

unnamed (8)

 

Bir dağcı gibi tırmanıp yandaki kayaktan çocuklar aşağı doğru kayıyorlar.Tuna genelde örümcek adam gibi tırmanmayı tercih ediyor.Hernekadar tutunma yerlerinden çık en tepeye kadar git kaydıraktan kay desemde fındık oğlum kendi bildiğini okuyor.

5-6 adet büyük trambolin var mekanda.Çocuklar atlayıp zıpladıkca hevesleniyorum.Oğlumun elinden tutup en yukarı zıplamak istiyorum.Ama yaş sınırı var 12 yaşa kadar kullanılabiliyor.

 

unnamed (3)

resimdeki gibi oyun alanları var.Engelleri sırasıyla aşıp büyük kaydıraktan kayarak dahada eğleniyoruz.

 

unnamed (7)

Topların üstünde yuvarlanıyoruz.

 

unnamed

 

Mekanda çok güzel orjinal bisikletler scoter’lar mevcut.hepsini tektek deniyoruz.Ayrıca 1 lira karşılığında çalışan arabalar ve motosiklerler var.Çocuklar hiç inmek istemiyor 🙂

Velilerin bişeyler yiyip içebildiği cafe kısmında hem çocuklarınızı izleyebilir hemde bu mekanda doğum günü partileri düzenleyebilirsiniz

Mekan bize biraz uzak.İkitelli başakşehirde..Buna rağmen güzel bir alternatif.

Babalu çocuk eğlence parkı

Çocuk Sesi Geleceğin Müziğidir…

 

Bir Kahramanın Ayak İzleri

Uyandığımda çizgi film izliyordu.Günaydın anneciiiim dedim.Yan yan bana baktı konuşmadı.Annecikle konuşmak yokmu diye sorduğumda  ‘ben sana küstüm benimle sakın konuşma dedi’

Bikaç dakika süren öpücük faslından sonra anlatmaya başladı

‘ben uyurken sen beni kaldırdın hadi kalk çişini yap dedin , benim uykumu bozdun tekrar uyuyamadım’

‘ozaman hadi gel tekrar uyuyalım’ dediğimde  ‘artık olmaz bikere uyandırdın ‘dedi..2 sene boyunca beni uyutmadığı günleri anımsayarak güldüm kahvaltısını hazırladım.Banyoya girdim.

 

unnamed (1)

Banyodan çıktığımda ‘süpriizzzzz ‘ diyerek karşımda buldum.’kendimi ‘Hulk yaptım  anneciiim  beğendinmi?

 

unnamed (4)

 

Ama üzülme annecim bu boya çıkıyor suyla , ellerimi boyamayı unutmuşum diyerek boyamaya devam etti.Allahtan ayaklarını boyamamış diye içimden geçirirken  2 gün önce yıkadığım halıyı gördüm.

 

unnamed (2)

 

Hulk salona kadar girmiş hertarafa rengini bırakmıştı 🙂 Kızmadım tabiki dikkatli olması için uyardım sadece.Kurallara uyması için.Ev içinde koyduğumuz kurallar vardı bizim.uymaya çalıştığımız.

Mesela koltukta,halıda duvarlarda resim yapmak yok.Resimler sehbada resim defterine yapılmalıydı.Sınırsız herşeyi mazur gören annelerden değilim ben.Kendi alanları içinde özgürce davranabilir istediğini yapabilir elbette.

Misafirliğe gittiğinde hertarafı karıştıran kıran döken çocuklara özgüvenleri zedelenir diye ses çıkarmayan veya eline bir boya verip duvarları boyatan sınırsız özgürlük  ve hoşgörü gösteren bir annede değilim.

Birkaç sene önce çocuklu arkadaşlarımız evimize misafir olmuştu..Çocuk koltuktan koltuğa ,odadan odaya girip çıktıktan herşeyi karıştırdıktan sonra diz üstü bilgisayarın üzerinde atlamaya zıplamaya başladı.Anne ve babası çocuğun hareketlerine sevinçle gülümseyerek karşılık veriyordu.

Ben kırılabılecek eşyaları ortalıktan kaldırmaya çalışırken eşimde çocuğun altındaki  bilgisayarı alıp kaldırmak istemişti.Anne ve baba gülerek ‘ ya bırakın çocuk oynasın,özgüveni gelişiyor,çocukları kısıtlamamak gerekir ‘dedi.

ve biz bilgisayarımızı almayarak bir çocuğun özgüvenine katkıda bulunduğumuz için mutlu,anne ve babasının verdiği tepkilerden dolayı şaşkındık….

 

Son Bir Ayda neler Yaptık

Görüntü

Uzun zamandır yazamıyorum.Çanakkale’deydik Tuna ile beraber.Şehrin stresinden ,kalabalığından sıkılıp ani bir kararla yazlığa gittik.Orada televizyondan ,internetten ,telefondan uzak kaliteli zamanlar geçirdik.Neler mi yaptık?

 

Görüntü

 

İlk gittiğimizde sitede çocuk yoktu.Tuna haliyle çok sıkıldı onu oyalamak için kimi zaman saklambaç oynadık kimi zaman çayır çimen gezdik.Nekadar oynasan da çocuk yorulmuyor ve sürekli “hadi şimdi başka bişey oynayalım annecim ” lafını duymaktan bende çok sıkıldım.Aklıma çocukken oynadığım bir oyun geldi.Eti puf paketiyle sinek yakalardık 🙂 Bunu Tuna’ya öğrettim çok uzun sürmesede kısa bir süre oyaladı 🙂

Görüntü

Uzun bir süre yağmur yağdı havalar serindi.Ama biz yinede sahile gittik.Suyun içinde koştuk.Su olurda Tuna eğlenmez mi ?Hiç sudan çıkmak istemedi.

Görüntü

Havalar ısındı Güller açtı.Mis kokuları hertarafa yayıldı.Tuna zaman zaman dayanamayıp koparıp “Annecim sana bi süprizim var” dedi.Gülleri bana uzatarak.Daha bi güzel kokar güller onun minik elinde.Kokladım hem onu hem güllerimi.Şükrettim 🙂

Görüntü

Yollarda beklenmedik misafirlerle karşılaştık.Çok heyecanlandık,yakından inceledik 🙂

Görüntü

Arkadaşları geldiğinde keyfimize diyecek yok.Nezaman bir çocuk gelse Tuna beni unutuyor bende biraz keyif yapıyorum.Arkadaşlarının geldiği anlar en güzel anlarımız oluyor.

Görüntü

 

Bu keyfimi bir ses bozuyor” Anneciiiiiiiiiiiiiiim kakam geldi” Keyfin içine etmek böyle birşey 🙂 Olsun ılık kahvede güzel.

Görüntü

Tadilat işlerimiz vardı.Boya badana yaptırdık.Ustalarla uğraşmak hiç kolay değildi.Ama çocuklar her fırsatta oynadılar 🙂

Görüntü

Dalından meyve yedik.Kayısılarımız büyüdüler..

Görüntü

Tuna’nın meyve saati.Her fırsatta meyve yedi.Ençok vişne sevdi ama ona hep kiraz dedi 🙂

Görüntü

Vişneler toplandı.Birazı komşulara verildi.Birazı reçel oldu 🙂

 

Görüntü

Yavru bir serçe bulduk.Şefkatle sevdi Tuna.Sonra yüksek bir dala bıraktık Annesi özler yavrusunu diyerek.

Görüntü

Komşularımıza davetliydik.Açık havada çimenler üzerinde keyifle 5 çayımızı içtik.Çok yedik.Ama hiç pişman olmadık 🙂

Görüntü

Sonra sporumuzu yaptık.Kardeşimle beraber hergün sabah ve akşam 1 ‘er saat yürüdük.Hafifledik haliyle mutluyduk 🙂

Görüntü

Havuzu doldurdu Tuna.Esen havaya rağmen suya girdi.”Bari mayonu giy” dediysemde “Ben donumla gircem ” dedi ve girdi.:)

Görüntü

Bazen alıp başımı kaçmak istedim ama çok uzaklaşamadım..”Anneysen fazla uzağa gidemezsin” 🙂

Görüntü

Herşey büyüyordu Daldaki şeftali ve Tuna hergeçen gün büyüyordu.Dahada tatlanıyordu Herşey.Belkide bir çocuk kopardığında daldaki meyve daha tatlıydı…

Görüntü

Ve Gün batımı..Gün son renklerini gösteriyor.Biraz turuncu biraz kırmızı biraz sarı…Harika bir manzaraya hergün şahit olabildiğimiz için şükredip Annemin Bergamot aromalı çayı ve biraz muhabbetten sonra.Huzurla dingin bir şekilde oğluşa sarılıp uyunur…

 

 Beklentisiz olmak

Resim

Son zamanlarda en çok duyduğum  ve en gıcık olduğum sözlerden bitanesi mutlu olmak istiyosan beklentiyi sıfıra indir.Beklenti nasıl sıfıra inebilir ki? Bir öğretmenin öğrencisinden,bir kocanın karısından,bir patronun işçisinden,bir çiftçinin toprağından,bir annenin çocuğundan , çocuğun annesinden beklentisi herzaman vardır.

Bir kadın bekler beklentilidir.Beklentili olmak umutlu olmaktır umudu kaybetmemektir.Beklentiyi sıfıra indirebilen bir insan ölü bir insandır bence.

Anneler günü beklentisiz olurmu? Evladını görmek ister insan belki bir hediye bir kucaklaşma.

Biz büyüklerimizi ziyaret ettik bugün güzelde geçti çok şükür.Onlar sevindi biz sevindik.

Bende bugün bişey bekledim bi mesaj bi kucaklaşma bi sarılış belki bi çiçek.Oğlumun babasıyla organize ettiği bir kutlama bekledim.

Ama olmadı ben yine beklentiyi sıfıra indiremedim. Üzüldüm..Koca adam yine erken uyudu.Ben yine yalnızdım.

Sonra kenara çekildim sessizliğe büründüm.Taki Ufak bi adam yanıma gelip kulağıma ” Seni seviyorum Annecim” diyene kadar..

 

 Bir Çocuğun Gözünde Anneler Günü

Resim

Anneler Gününe 2 gün kala Tv de Sosyal medyada Reklamlar hızla dönmeye başladı.Oldum olası hediye seçerken strese giren biri olarak.Dün anneme sordum Anne sana ne alayım? Şaşırdı annem.Alışkın değildi.Bilmiyorumki sen ne istersen onu al dedi mahçup olarak.Amacım onu mahçup etmek değil ihiyacı olan istediği bişeyi almaktı.

Cevap alamadım ama ne alırsam alayım annemin mutlu olacağını bildiğim için içim rahattı.Yarın eşimle beraber çıkıp Anneme kayınvalideme hediye bakıp benim kararsızlığım ve  acaba beğenirmi? üstüne olurmu? sesli düşüncerimle birlite eşimin ne alırsan al yeterki gidelim bakışları arasında yaşayacağımız stresli bir gün bizi bekliyor 🙂

Tuna reklamlardan duyunca yanıma geldi “Annecim sana bir süprizim var” Süpriz diyince gözlerim fal taşı gibi açıldı hemen.Yoksa bana bir resim mi yaptın dedim. Hayır bunu sana aldım dedi ve oyuncaklarının içerisinden çıkardığı plastik topu bana verdi.Güldüm.

Ben İzmir’de anaokuluna giderken sana bi kutu yapmıştım öğretmenimle hatırladınmı? dedi.İçine küpelerini Koyuyodun.Unuturmuyum hiç oğlum eliyle uğraşıp yaptığı ilk hediyemi..Sonra odasına gitti Elindeki resim sayfasıyla yanıma geldi.

-bak annecim sana anneler günü resmi yaptım.Burda sen varsın şurdada ben kahvaltı yapıyoruz beraber.

Çok güzel bi resim yapmışsın ama bi dakka.Neden yüzüm asık ben asık suratlı bi annemiyim.

-Değilsin ama ben yemek yemediğim için üzülüyorsun. dedi

Evet üzülüyorum çok mutsuz oluyorum strese giriyorum yemek saatlerinde.Hep dua ediyorum bu durumun geçmesi için..Benim için en güzel hediye çocuğumun sorunsuz yemek yemesi olurdu diye geçiriyorum içimden.

ve tüm annelerin Anne adaylarının anne olmak isteyenlerin (bu duyguyu biran önce yaşamaları için dua ederek) Anneler Gününü

En içten dileklerimle kutluyorum.Tüm zorluklara rağmen iyiki anneyim iyiki annem var.Allah hiçbir varlığı annesiz bırakmasın.

Victor Hugo`nun “Kadınlar zayıftır ama anneler güçlüdür” sözlerini hatırlatmak istiyorum….

 

 Bu İşte Bir Yalnızlık Var

Resim

Eylül Doğumluyum ben, severim sonbaharı,yağmuru,esintiyi,hüznü.Bir tarafım hep melankoliktir.Bir tarafım hep hüzün.En yoğun yaşadığın duygu nedir deseler yalnızlık derim.Sevmem ben yalnızlığı korkarım hep.Yalnız kahvaltı etmek,yemek yemek ,biyerlere gitmek.Yalnız kalmamak için hep biyerlere giderim, yada birilerini çağırırım yanıma.

Tuna’da Eylül Doğumlu birbirimize çok benziyoruz.Son zamanlarda benim hiç arkadaşım yok , kardeşimde yok ben kiminle oynayacağım nidalarını çok duyuyorum.Çok duygusal çocuktur Tuna.Çok derin kahkahalar atıp birden gözleri doluyor.Bazen keşke bir kardeşi olsa hep oynardı yalnız olmazdı diyorum.Sonra kardeşlerin kedi köpek gibi kavga ettiklerini bişeyler paylaşmadığını görüp ve duyunca  vazgeçiyorum.

Peki diyorum bu çocuk hayatı boyunca hep yalnızmı olucak tek başına mutlu olabilirmi?

Sonra kendime bakıyorum.Kalabalık bir aileden geliyorum.Kuzenler ,kardeşler hep birarada büyüdük oynadık.5 kız kardeşiz.

Arkadaşlarım var,Eşim var çocuğum var.Ama bu yalnızlık duygusu içimden hiç gitmedi beni hiç terketmedi.İşte şuan olduğu gibi böyle hissettiğim anlarda sürekli dinlediğim bir şarkı var…

 

Yeni tanıştık belki de

Ama kimbilir belki de hep vardın
Eşlik ediyordun sessiz ve sinsice belki de
Şimdi şimdi anlıyorum
Kurnazca ayırdın beni beki de
Liğme Liğme savurdun sevdiklerimi
Belki de

Yalnızlığım
Yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin
Yalnızlığım kanımsın canımsın
Sen benim çaresizliğimsin

Yalnızlığım
Bugünüm yarınım
Sen benim hüzünlerimsin
Yalnızlığım
Tek bilebildiğim sen benim
Vazgeçilmezimsin

Senin olmamı istedin
Ama belkide bir aşık gibi
İnatla bunca zaman kendine sakladın
Belki de bir tohum gibi serpildin
Filizlendin ben oldun belki de
Yatağımı bile paylaşabilmek için
Benimle

 

 

 Özlediğim Manzara

 

Resim

 

Bugün çok istediğim birşey gerçekleşti.Hem Tuna için hem benim için.Ben oldum olası kapalı alanları hiç sevmem.Avm’lerde Çocuk eğlendirmek,spor yapmak vs..Bu hiç yapmıyorum demek değil tabi ama benim için bir tercih sebebi değildir.Hele hava pırıl pırıl ise ve o çocuklar kapalı alanlarda oynuyorlarsa çokta üzülürüm.

Bugün tüm ısrarlarıma rağmen Tuna hiç dışarı çıkmak istemedi.Bende ona camdan çocukları izlemesini söyledim.Komşularla Çok merhabalığımız olmasada çocukları tanıyorum.Müstakil bi ev var yanımızda ve iki bina arasındaki alanda oynuyor çocuklar.Ufakta olsa yola olan mesafesinden dolayı hep o evde oturan çocuğu şanslı görürüm.Kapıda oynayabileceği bi alan olduğu için.

Tuna hadi arkadaşlara Çikolata atalım dedim.Yusuf diye seslendi tuna ” yakala sana çikolata atıyoyuuuum” yusuf sevinerek yakaladı çikolatayı.Tuna yusuf’un üstündeki örümcek adamlı tişörtü görünce ” Yusuf tişöytün çok güzelmiş”dedi.Böyle bir iltifat beklemiyordu yusuf:) Annecim diğer çocuğun ismi ne diye sordu.Eray dedim.Eyaaaayy sanada çilokata atıyoyuum yakala dedi.Çocuklar hallerinden çok mutluydular.Tuna dedim hadi Aşağıya in sende onlarla oyna.Annecim sende gel beni bekle .Tamam hadi inelim derken kapı çaldı.Gelenler Yusufla Eray’dı.Tuna onları görünce çok şaşırdı Eli ayağına dolandı heyecandan bağıra bağıra konuşmaya başladı.

Araba oyuncağın varsa getir dediler Tuna’ya.Tuna tamam hepsini getiycem hemen geliyoyummm derken telaştan evden çıkamadı.Çünkü ilk defa birileri kapıya gelip onu dışarı davet etmişti.İndi aşağıya ben 15 dakika yanlarında oyunlarını izledim.Baktım kahkahalar havada uçuşuyor ortam iyi.Eee ozaman siz burda biraz oynayın ben kuaföre gidip hemen gelicem dedim.Tuna “hayır annecim gitme sende yanımda dur” desede onu ikna ettim.Çünkü babası camdan onu izleyecekti.Tuna sokağa inmiş üstelik bikaç arkadaş edinmişti.Bu sevinçle işimi hallettim eve geldiğimde Tuna yıkanmış paklanmış bana kapıyı açtı.

Çok eğlendiğini güldüğünü söyledi..İkimizde hayatımızda bi ilki yaşadık bugün.O bensiz sokakta arkadaşlarıyla oynadı.Ben onsuz Koaförüme gittim..Mutluyum çünkü sokakta hayat var 🙂

 

 Evde Çocukla Nasıl Vakit Geçiriyorum?

Resim

 

Erkek çocuk anneleri daha iyi bilir.Evde vakit geçirmek oldukca zordur.Bana çoğu arkadaşım akşama kadar nasıl bakıyorsun bence kreşe vermelisin hem sen kafanı dinlersin hem çocuk sosyelleşir der.Evet çok zor gerçekten.Tuna 4,5 yaşında sadece 1 dönem kreşe gitti.Oda geçen seneydi.Eşimle iş nedeniyle İzmir’re gitmek durumunda kalınca bir yıl boyunca evde kafayı yememek için bende iş hayatına geri dönmüştüm..O dönemde Tuna’yı kreşe verdik.Pek bu durumdan hoşnut olmasada 1 haftanın sonunda Tuna kreşe alışmıştı.Çok güzel şeyler öğrenmiş faliyetler yapmıştı.Nekadar gittiği kreş içime sinsede Tuna sabahları genelde mızmızlanarak gidiyordu.

Ben  sabahları Tuna’yı okula bırakır ordanda işe giderdim.Akşam işten erken çıkar Okuldan alırdım.Ev,iş,kreş yakındı birbirlerine.Çalışan bir bayan için işten 1 saat erken çıkmak trafiğe kalmamak cumartesi çalışmamak ne büyük bir lütufmuş.4 yıl aradan sonra kendime gelmiştim..Derken 1 sene bitti acısıyla tatlısıyla ve biz İstanbul’a döndük.3 aydır Tuna’yla tam zamanlı evdeyim.Yemek yemeyi sevmeyen ,parkta genelde girişken davranıp arkadaş edinmekte ama edindiğinde de sülük gibi yapışan bir çocuk…Bikaç kez kreşe verme girişimlerinde bulundum beraber gittik baktık.Ama bana hep” Annecim beni kreşe verme benim biraz daha büyümem lazım,büyüyünce söz gidicem ,seninle birlikte evde olmak istiyorum” dedikce okul işini erteledim.Hem yaz dönemi geliyor sıcaklarda okula tıkılıp kalmasın istedim.

Tuna açık havaya alışık çocuk.Biz bebekliğinden beri yaz,kış,yağmur,çamur demeden dışarı çıkarız.Hava şartlarından dolayı parklar hep boş olur.Tuna’yla benim dışımda:) Tuna’ya bikaç kez neden okulu istemediğini sorduğumda ” Annecim hep içerdeyiz,hiç dışarı çıkmıyoruz,hep faliyet yapıyoruz der..Öğretmenlerine durumu ilettiğimde tam yaz gelmeden bazı veliler çocukları hasta olmasın diye çıkmalarını istemiyor demişti. 😦 Bende bu nedenden dolayı doya doya dışarda olsun parklar ,bahçeler koşsun oynasın istiyorum.Genelde hep dışardayız eve geldiğimizde ise enerji bitmemiş gene benimle birşeyler yapmak istiyor.Ben Tv açıp,tablet,pc karşısında çocuğun vakit harcamasına karşıyım..Evet zorlanıyorum..Ama direniyorum.Akşama kadar napıyorsunuz diye soranlar oluyor.Foğraftada görüldüğü gibi bir günümüz evdeyken şöyle geçiyor.Lego yapıyoruz arasıra,puzzle,Dergi çalışması.Şimdi kendin oyna dediğimde örümcek adam kostümünü giyip ağ fırlatıyor:) Çok geçmeden yanıma geliyor sıkıldım annecim bana bi iş ver dediğinde

Patetesleri soğanları yerlerine koyduruyorum..Bezelye ayıklatıyorum, masayı kurmama yardım ettiriyorum,kek ,pasta,kurabiye yapıyoruz.Ben evi süpürürken oda silmek istiyor.İzin veriyorum.Bulaşık makinasındaki kaşıkları yerlerine koyuyor..Sonra serbest zaman hadi biraz kendin oyna dediğimde yüzünü gözünü boyayıp geliyor” annecim kendimi kahraman yaptım olmuşmu?” harika olmuşsun diyorum.Bazıları beni eleştirebilir erkek çocuğuna yaptırdığı işlere bak diyerek..Oğlum bu işleri severek yapıyor,bana yardım ettiğinde mutlu oluyor..Kendi işini kendi yapan biri olarak yetiştiriyorum.Kendi kendine yetebilen.Tek başına kaldığında başının çaresine bakabilen ,evlendiğinde eşine yardım eden özgüvenli biri olsun istiyorum..Olması gerekeni istiyorum…

 

 Anılara Sahip Çıkamamak

ANILAR

 

Dünden beri moralim çok bozuk.Çünkü ben anılarıma sahip çıkamadım.Oldum olası fotoğraf çektirmeye ,çekmeye meraklı biri oldum ben.Nedeni belki  bebekliğime çocukluğuma ait hiç resim olmayışıdır.Hiç demek yanlış olur belki bir tane var çünkü.Bu özlemden dolayıdır ki sürekli her anı fotoğraflar canım sıkıldıkça o resim klasörlerine tek tek bakar o ana geri döner bana yaşattığı duyguları anımsarım.Ama benim Arşivlerimde Gardrobum gibi hep dağınıktır.Mesela yeni tarifleri biryerlere not alırım.Her çekmecemden bir not çıkar toparlanmayı bekleyen.Birsürü ajandam not defterim vardır.

Birine Beğendiğim tarifleri yazmayı,diğerine gün ve gün yaşadıklarımı not almayı düşündüğüm.Ama yapamadığım.Aslında bendeki ruh hali okulda yeni defterin ilk sayfasına özenle ve kırmızı bir kalemle başlık atıp altına en güzel yazınla sayfayı doldurmak isteyişi gibidir.Sonrasını bilirsiniz hızlı hızlı yazılar başlıklar birbirine karışır.Benim hayatımda böyle işte bir özenle hevesle alınan kıyafetler önce askıya asılır sonra onumu giyiyim bunumu derken askılar tektek boşalır yığın olur ve öylece kalır.Faturalar ıvır zıvırlar tarifler çekmecelere tıkılıp bir boş günde hepsi düzenlenecek diye planlar yapılır.Fofoğraflarımda bikaç pc’de Cep telefonumda orda burda toparlanmayı bekliyordu..Sonra büyükçe bir Hardisk alıp eşim şuana kadar çektirdiğimiz Tüm fotoğrafları videoları ,filmleri ,mesleğimize ait dökümanları  buraya kopyalamıştı.Anılar düzene girince hepsi bi yerde toplanınca çok mutlu oldum tabi.Taki dün hardiskteki fotoğraflara bakmak isteyinceye kadar

.Artık düzenli olmak istiyordum ve yeni Fotoğrafları buraya arşivlemeliydim.Yaptımda.Sonra diğer klöserlere bakmak istedim ama açamadım.Eşimi aradım sorun yoktur ben akşam hallederim dedi.Gergindim olmayacağını biliyordum olmadıda.Ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama o arşivlerde şu yaşıma kadar biriktirdiğim anılarım vardı.15 yıllık iş hayatım, Flörtüm,Evliliğim,Balayım,4 yıl yaşadığım Romanya,Hamileliğim,Doğumum ve TUNA”m vardı. Aynı pozu Her gün 10 ‘larca 100 ‘lerce çektiğim silmeye kıyamadığım.Benim çocukluğuma inat çektiğim binlerce Anım vardı.İçinden resimleri seçmeye karar veremeyip baskı yaptıramadığım anılarım vardı.Ama gitti.Ben anılarıma sahip çıkamadım.Bu yazıyı okuyorsan ve bir Arşivin varsa çok Şanslısın….

 

 Yemek Yemekten Hiç Hoşlanmayan Çocuk

Resim

 

Yemek yemekten hiç hoşlanmayan çocuk kim deseler Tuna derim.Canım oğlum Tuna bebekliğinden beri yeme konusunda beni çok yordu.Şuan 4,5 yaşında ve bu isteksizliği devam ediyor.Hani anne baba ne yerse çocuk öyle beslenir derlerya bence külliyen yalan.Çünkü Anne baba olarak biz herdaim yemekten, yeni tatlar yerler denemekten zevk alırız..Ben nezaman saat kaçta canım ne çekerse yemekten çekinmeyen üşenmeden sofralar hazırlayan biriyim.Oğluma ben bebekliğinden beri hazır bişey yedirmedim.Nerdeyse 2 yaşına kadar emzirip herşeyin tazesini doğalını pişirmeye çalıştım.Ama hiçbirzaman o tabak bitmedi 🙂

Oğlumla mümkün oldukca kaliteli zaman geçiriyorum.Bu yaz döneminde kreşe başlatmayıp evde benimle olmasını istedim ama daha nekadar dayanabilirim bilmiyorum.Beni yoran evde bir çocuğun varlığı bakımı değil aksine onun yanımda olduğu zamanlar benim için lütuf sayılır.Beni yoran tek şey her öğünün bir işkenceye dönüşmesi.Ve bu işkenceyi günde 3 kere yaşamak 😦 Kimisi aç bırak yemek yedirme o sana yalvarsın dedi.Kimi okula gidince yemek yetiştiremiceksin dedi.Kimileride artık bütün çocuklar böyle iştahsız dedi.Bizim ailemizde de iştahsız adam hiç yoktur.Ama bu çocuk kime çekti diye düşünürken aklıma görümcemin oğlu geldi.Oda çocukken yemek yemez ağzında bekletir annesini yorardı.Ben ozamanlardan birine şahit olduğum bir gün ” aaa bune böyle ne gıcık , bırak abla yedirme aç kalsın offf walla sende peygamber sabrı var ben olsam çekemezdim” dediğimi hatırlıyorum..Ahhh ahhh  dilimi eşşek arısı soksaydıda demeseydim öyle 🙂 Al sana yemek yemeyen 2009 model çocuk  tepe tepe kullan derler adama.

Yukarıdaki resim bugün oğlumla gittiğim semt pazarından taze taze aldığım balık.Oğlumla beraber karşılıklı balkonda keyif yapmayı umduğum anlardan biriydi.Ve onu nerdeyse akşama kadar aç bırakarak silip süpüreceğini umuyordum.Evet silip süpürüldü.Evet hepsini ben yedim..Ama sor bi neden hepsini yedim.:)Çünkü bana şöyle dedi minik erkek tek kaşını kadir inanır gibi kaldırarak ” Sen hiç güzel yemek yapmıyorsun Annecim , kaç kere dedim ben yemek sevmiyorum” ……

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s